Ana sayfa

İSLÂM KADINI KORUR

İSLÂM KADINI KORUR

Mümin Kadın Dışarıda Nasıl Hareket Etmeli?

Mümin bir kadının okul, hastane, fabrika, alışveriş ve benzeri yerlerde, eğitim, iş veya meslek gereği yabancı erkeklerle karşılaşma ve görüşmesi durumunda aşağıdaki esaslara dikkat etmesi gerekir.

Her şeyden önce mümin kadın veya erkek yapacağı her işin niyet safhasında uyanık olmalıdır. Yapacağı iş helâl ve hayırlı da olsa niyet güzel bulunmazsa, sonuç hayır olmaz.

Güzel niyet, helâl bir işin yüce Allah rızâsı için yapılmasıdır. Kötü işlerde güzel niyet olmaz. Güzel niyetle kötü iş iyiye dönmez. Yapılan iş helâlinden para kazanmak ve alışveriş yapmak gibi maddî şeyler olsa bile güzel niyetle sevap getirir. Çünkü hepsi bir iştir, ameldir. Bunlar niyet ve duruma göre farklı sonuçlar verir.

Bundan sonra şunlara dikkat edilmelidir.

 

Örtü

Mümin kadın, evinin dışına çıkacağı zaman, edebine göre örtünmüş olmalıdır. Örtünün temel vazifesi, giyeni ve göreni haramdan korumaktır. Bunun için dışarıda giyilen elbise bu hedefe uygun olmalıdır.

Kadının el ve yüz dışında bütün bedenini, içini göstermeyen ve vücut hatlarını ortaya çıkarmayan bolca bir giysi ile örtmesi gerekir. Bir de kadının dışarıda, erkeklerin dikkatini çekmek için bedene veya elbiseye parfüm ve benzeri kokular sürerek gezmesi helâl değildir.

 

Bakışları Kontrol

Gözün haramdan korunması farzdır. Buna erkekler gibi kadınların da dikkat etmesi gerekir. Yabancı bir kimse ile karşılaşma, konuşma ve muhatap olma durumunda bakışların kontrol altında tutulması gerekir. Bir mümin, hiçbir mazeret yokken karşı cinsin bakılması yasaklanan yerlerine bakamaz ve bakışını ihtiyaç dışında uzatamaz.

Kadın örtü içinde de olsa, yabancı bir erkekle göz göze geldiğinde gözlerini edeple çevirmelidir. Bir zaruret yokken bakışlarını devam ettirmemeli; karşı tarafa dikkatli, kasıtlı ve alımlı bakmamalıdır.

Gözünü haramdan koruyan bir kadın ve erkek, diğer âzalarını haram¬dan daha rahat korur. Gözü harama bulaşmayan kimsenin, kolay kolay dili, eli ve bedeni harama bulaşmaz. Bunun için âyetlerde bütün erkek ve kadınlara önce şu emir verilmiştir:

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan) çevirsinler” (Nûr 24/30).

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini (haramdan) çevirsinler” (Nûr 24/31).

 

Konuşma ve Yürümede Edep

Mümin bir kadın yabancı erkekle konuşmasında ölçülü olmalı ve ihtiyaç kadar konuşmalıdır. Âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

“Yabancı erkeklere çekici bir eda ile konuşmayın, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Edeple ölçülü söz söyleyin” (Ahzâb 33/32).

Yürüyüşün de ölçülü olması gerekir. Salınarak, kırıtarak yürüme mümin kadına yakışmaz. Bu konudaki âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

“Kadınlar gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurarak yürümesinler” (Nûr 24/31).

 

Baş Başa Kalınmamalı

Mümin kadının, kendisine nikâh düşen yabancı bir erkekle, hiç kimsenin olmadığı kapalı yerlerde baş başa bulunmaması gerekir. Bu durum hadisle yasaklanmış ve böyle bir yerde üçüncü kimsenin şeytan olup aralarına kötülük sokacağına dikkat çekilmiştir.

İhtiyaç Aşılmamalı

Yabancı erkeklerle bir arada bulunma zaruret ve ihtiyaçla sınırlı tutulmalıdır. Çünkü bir işin ihtiyaç sınırı aşılırsa, iş mubah olmaktan çıkar, boş muhabbete dönüşür. Bu da hem kadının nezaketini hem de kocasına ait muhabbetini zedeler, vebal olur.

Kadının ihtiyaç yokken, sürekli evin dışında bulunması yuva hukukuna zarar verir; onu farz ibadetlerini yapmaktan, evinin hakkını gözetip çocuklarını eğitmekten alıkoyar.

Sonuç olarak mümin kadınlar nişan, düğün, bayram ve benzeri kutlamaları veya ev ziyaretlerini yahut diğer sosyal faaliyetleri kendi hemcinsleriyle oluşturacakları topluluklar içinde yapmayı prensip edinmelidir. Ayrıca kadın evinin dışındaki eğitim, iş, meslek, ibadet, yolculuk ve benzeri faaliyetlerde ya bir mahremi ile birlikte bulunmalı ya da güvenilir kadın toplulukları içinde bu işleri görmelidir.

 

Ziyaretlerde Edep

Allah için ziyaretleşmenin büyük bir sevabı vardır. Ziyaret yalnız akrabalar arasında olmaz; iş ve meslek arkadaşları, komşu yahut aile dostu gibi hısım olmayan fakat birbiriyle yakînen tanışan, birbirine güvenen kimseler arasında da ziyaret yapılabilir.

Hz. Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı altıdır:

  1. Karşılaştığı zaman selâm vermesi.
  2. Çağırdığı zaman davetine gitmesi.
  3. Bir konuda öğüt ve yardım isteyince kendisine öğüt verip yardımcı olması.
  4. Aksırdığı zaman ona, “Allah seni bağışlasın (yerhamükellah)” demesi.
  5. Hasta olunca onu ziyaret etmesi.
  6. Vefat edince de, cenazesinde hazır bulunması.” (Buhârî Cenâiz, 2)

““Kim bir hastayı ziyaret ederse, gökyüzünden bir melek ona şöyle seslenir: Ne iyi yaptın, bu yürüyüşün ne güzel oldu, cennette kendine bir konaklama yeri hazırladın.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/48.)

Bu hadislere baktığımızda, erkekler gibi kadınların da kendi cinslerini veya sürekli evlenme yasağı bulunan hısımlarını hastalık, nişan, düğün ve benzeri durumlarda ziyaret etmelerinin mümkün ve câiz olduğunu görürüz.

Yine hısım olmamakla birlikte hocalık-talebelik, komşuluk, mesai arkadaşlığı ve aile dostluğu gibi nedenlerle yakından tanınan, saygı duyulan, arada hukuk bulunan erkek veya kadınların da hastalık ve benzeri durumlarda ziyaret edilmesi mümkündür.

Hz. Peygamber ﷺ döneminde bununla ilgili örnekler çoktur.260

Ziyaretin süresi iyi ayarlanmalıdır. Ziyaretin kısa olanı makbuldür. Bir de ziyareti zaruret yoksa belli aralıklarla yapmalıdır. Özlemek ve özletmek, usanmaktan ve usandırmaktan hayırlıdır.

Anne baba ziyareti, diğer akraba ziyaretlerinden önde gelir ve bu ziyarette belirli bir zaman düşünülmeden ihtiyaca göre hareket edilir.

Ziyaret için evimize gelen kimseyi kapıda karşılamak ve giderken kapıya kadar uğurlamak sünnettir. Bu mümkün olmadığı zaman, içeriden uğurlamanın bir zararı yoktur.

Hasta ziyaretine giden bir kimse, hastaya hayır dua etmeli, ayrıca onun durumundan ibret alıp kendisine âfiyet veren yüce rabbine içinden hamd etmelidir.

Misafir veya ziyaretçinin, ayrılırken izin alması ve birbirlerine karşılıklı dua etmeleri sünnettir. Ziyaretçi, ziyaret ettiği kimseyi zora sokacak işlerden ve gücünü aşacak isteklerden sakınmalıdır. Ziyarete gelen kimsenin memnun edilmesi için elden gelen yapılmalıdır. Yanında ziyaretçisine ikram edeceği hiçbir şeyi bulunmayan kimsenin göstereceği Güleryüz ve samimi ilgi bile gönül almaya yeterlidir.

 

 

Muhammed Selam İBRAGİMOV