Ana sayfa

KADININ MAHREM HISIMLARININ YANINDAKİ DURUMU

KADININ MAHREM HISIMLARININ YANINDAKİ DURUMU

Mahrem, kendisiyle evlenmesi sürekli haram olan kimse demektir. Bu kimseyle evlenme haramdır, fakat onunla birlikte oturup kalkma, yolculuk yapma, yanında ev kıyafetiyle oturma gibi şeyler helâldir.

 

Kadın; baba, oğul, erkek kardeş ve üvey oğul gibi, aralarında ebedî olarak evlenme engeli bulunan hısımlarının yanında el, ayak, kol, saç, kulak, boyun ve dizden aşağı incikleri açık bulunabilir. Onların da bunlara bakmaları helâldir. Çünkü bu kimselerle yakınlık ve içli dışlı olma zorunluluğu vardır. Bu arada birtakım iş ve hizmetlerin görülmesi gereklidir.

Ancak kadın, bir mazeret yokken bu kimseler yanında karın ve sırt kısmını açamaz, bu hayâ ve edep dışı olur.

Bunların dışında dede, amca, dayı, büyük amca, büyük dayı, sütkardeş, sütbaba gibi kendileriyle sürekli olarak evlenme yasağı bulunan hısımların yanına da kadın süs yerleri açık olarak çıkabilir. Ancak bir harama düşme tehlikesi olunca kadının örtünmeyi tercih etmesi daha temiz ve daha uygundur.

 

KADININ BAŞKA KADINLARIN YANINDAKİ DURUMU

Kadınların kadınlara karşı avret yeri, göbekle diz kapakları arasında kalan kısımdır. Bunun dışındaki yerler kadınlar arasında avret değildir.

Ancak müslüman bir kadın gayri müslim kadınların yanında tesettürsüz bulunamaz. Bununla gayri müslim kadının, kendi erkekleri yanında mümin hanımın örtüsüz halinden söz etmesi engellenmek istenmiştir. Hz. Ömer    bu konuda Ebû Ubeyde’ye    bir mektup yazarak müslüman ve gayri müslim halkın aynı hamama girmesine engel olmasını istemiştir.

Abdullah b. Abbas    bu konuda gayri müslim kadınların istisna edilmesinin nedenini şöyle açıklar:

“Müslüman kadını, tesettürsüz olarak Hristiyan veya Yahudi bir kadının görmesi helâl olmaz. Çünkü bunlar Müslüman kadının örtüsüz halini kocalarına anlatabilirler.”

 

ZARURET VEYA TEDAVİ HALİNDE ÖRTÜ DURUMU

Tedavi gibi bir zaruret halinde erkek veya kadının bedenine doktor, ebe, iğneci ve pansumancı gibi kimselerin bakması ve dokunması câizdir. Ancak kadınların sağlık problemlerinde kendi cinslerinden olan doktor, ebe ve sağlık personelini tercih etmeleri gerekir. Bunlar bulunmayınca veya bulunup da uzmanlık ve beceride yeterli olmaması durumunda, “Zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar” kuralı işletilir. Ancak zaruretin de bir sınırı vardır.

Bakmanın Ölçüsü

Dinimiz, aralarında sürekli evlenme yasağı bulunmayan bir erkek ve kadının birbirine bakmasını belirli ölçülere bağlamıştır. Yolda, çarşıda ve başka yerlerde kadınlarla karşılaşmada ilk bakışın bir sorumluluğu yoktur.

Çünkü bundan kaçınmakta güçlük vardır. Bir de karşıdaki kimsenin erkek mi, kadın mı, hısımlardan biri mi, yoksa bir yabancı mı olduğunu anlamak ancak görmekle bilinebilir. Bu, kasıtsız ve tabii bir bakıştır. Ancak bir gerek yokken tekrarlanan kasıtlı ve ısrarlı bakışlar yasaklanmıştır.

Allah’ın Resûlü ﷺ Hz. Ali’ye   şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Dışarıda yabancı bir kadın gördüğünde birinci bakışa ikincisini ekleme. İlk bakışın bir günahı yoktur fakat (hiç gerekmediği halde tekrarlanan) ikinci bakışın sana vebali vardır.”  (Ebû Davud, Nikâh, 43)

Yüce Allah birbirine yabancı olan bir erkek ve kadının karşılaştıklarında, bir zaruret hali hariç, bakışlarını başka tarafa çevirmelerini emretmiştir. Bunun, kalbini Rabb’ine bağlamış bir mümin için en temiz hal olduğu belirtilmiştir.

Hz. Peygamber ﷺ  şöyle buyurmuştur: “Bir erkek, yabancı bir kadının güzelliklerine gözü takılınca, bakışlarını aşağı eğerse, Allah ona tatlılığını kalbinde duyacağı bir kulluğu nasip eder.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/264)

Başka bir hadiste, gözlerin zinasının harama bakmak olduğu belirtilmiştir.

Hac sırasında Has’amlı genç bir kadın soru sormak üzere Hz. Peygamber’in ﷺ  yanına gelmişti. Bu sırada Resûlullah ﷺ  devesinin üzerindeydi ve amcasının oğlu Fazl b. Abbas da    terkisinde bulunuyordu. Onun kadına uzunca baktığını gören Allah’ın Resûlü ﷺ , Fazl’ın    başını öbür yana çevirdi. Hz. Abbas’ın    bunun nedenini sorması üzerine de şöyle buyurdu: “Birbirine bakan bir genç erkek ile bir genç kadın gördüm; şeytanın onlara zarar vermesinden korktum.”  (Tirmizî, Hac, 54)

Ancak şunu da belirtelim ki, normal durumlarda yasaklanan bazı fiiller, ihtiyaç ve zaruret hallerinde mubah olur. Hastalık, ameliyat hallerinde doktor, hasta bakıcı, iğneci, pansumancı, ebe ve benzerlerinin kadının mahrem yerlerine bakması câizdir. Bu durum, “Zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar” prensibine dayanır. Ancak zaruretlerin de miktarı iyi tesbit edilmelidir.

Kadının Erkeğe Bakma Sınırı

Bir kadının, kendisine nikâh düşen yabancı bir erkeğin göbekle dizi arasına bakması haramdır. Bu konuda görüş birliği vardır. Bu bakışın şehvetli olup olmaması hükmü değiştirmez. Böyle bir durumda bakışın başka yöne çevrilmesi gerekir.

Kadın, bir ihtiyaç yokken yabancı bir erkeğin avret yerinin dışında kalan bedenine de çıplak olarak bakmamalıdır.

Kısaca, erkek veya kadının karşı cinsten yabancı bir kimsenin haram olmayan yerlerine bakması câiz ise de bu bakışın zevk almak ve cinsel istek duymak için olmaması gerekir. Aksi halde normal şartlarda helâl sayılan bir bakış, kişinin kalbindeki niyetine göre helâl olmaktan çıkar. İslâm her iki cinsin vücutları gibi gözlerini de haramdan korumalarını emretmiştir. Allah Resûlü ﷺ , gözlerin tehlikesine şöyle dikkat çekmiştir: “Gözler de zina eder; onların zinası şehvetle harama bakmaktır.” (Müslim, Kader, 21)

 

Kazim Talha Bahtiyaroğullari