Ana sayfa

Düğün eğlenceleri̇

Düğün eğlenceleri̇

İnsan hayatında sevincin sembolü olan iki vakit önemlidir. Bunlar evlenme merasimi ve bayramlardır. Hz. Peygamber ﷺ, namaz gibi düğünün de hakkını vermiştir. Dinimiz denge dinidir. Onda ruh gibi nefsin de hakkı korunur, ağlama gibi gülmenin de ölçüsü verilir.

Asr-ı saâdet’te düğün ve bayram eğlenceleri ile ilgili uygulamalar bize İslâm’ın eğlencede gösterdiği ölçü ve sınırı belirlemeye yardımcı olmaktadır. Allah’ın Resûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Nikâhı ilân edin. Onu mescidlerde kıyın ve bunun için def çalınız.” (Tirmizî, Nikâh, 6)

Hz. Âişe validemiz, Es‘ad b. Zürâre’nin yetim kalmış kızı Fâriga’yı himayesine alıp büyütmüştü. Evlenme çağına gelince onu Ensar’dan Nebît İbn Câbir ile evlendirdi. Gelini damat evine götürenler arasında bulunan Hz. Âişe şöyle anlatır:

“Döndüğümüzde, Allah’ın Resûlü bize; erkek tarafının bizi nasıl karşıladığını ve neler konuşulduğunu sordu. Ben de “Selâm verdik, hayır ve bereket diledik, geldik” dedim. Allah’ın Resûlü ﷺ , “Ey Âişe sizin eğlenceniz yok mu? Çünkü Ensar eğlenceden (oyundan) hoşlanır” (Tirmizî, Nikâh, 6) buyurdu.

Yine Hz. Resûlullah’ın ﷺ bulunduğu bir mecliste küçük kızlar sözlü nağmelerle şarkılar ve mersiyeler söylemiştir.” (İbn Mâce, Nikâh, 21.)

Eğlencenin Hükmü

Bu hadisler nikâh ve düğün merasimlerinde def çalmanın ve uygun şarkılar söylemenin mubah olduğunu gösterir. Bu tür eğlenceler, düğünde olduğu gibi bayram günlerinde de yapılabilir. Bu konuda da saâdet devrinde güzel örnekler vardır. Hz.

Âişe şöyle anlatır: “Bir bayram günüydü. Sudanlılar Mescid-i Nebevî’de ayakta dönerek kılıç kalkan oyunu oynuyorlardı. Ben onları seyretmek istedim. Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem], ‘Onları seyretmek ister misin?’ diye sordu. Ben de, ‘Evet’ dedim. Beni arkasında durdurdu, çenemi omuzuna koydum, yanağım yanağına değmekte idi. O şekilde seyre başladım. Allah Resûlü ﷺ oyunculara, ‘Haydin Erfideoğulları, göreyim sizi!’ diyerek onları teşvik ediyordu. Ben usanıncaya kadar onları seyrettim. Allah Resûlü ﷺ , bana, ‘Yeter mi?’ diye sordu; ben de ‘Evet’ dedim. ‘O halde içeriye git’ buyurdu.” (Buhârî, Îdeyn, 2)

Mubah eğlenceler, değişik vesilelerle yapılabilir. Sünnet merasimleri, hacdan veya uzaktan gelenleri karşılama, askeri uğurlama ve karşılama, dostlarla hoş vakit geçirme gibi sebeplerdir. Allah Resûlü’nün ﷺ hicretle Medine’ye teşriflerindeki kadın ve çocukların def çalarak, beyitler söyleyerek karşılaması meşhurdur.

Düğün Cemiyetine Katılmak

Düğünlerdeki ikram ve eğlencelerin İslâm’a uygun olarak yapılması gerekir. Ömürde belki bir defa yapılacak bu işi, hayır üzere yapmalı, helâl sevince haram karıştırmamalıdır. Haramda hayır yoktur. Açıkça haramların işlendiği bir düğün meclisine gidip oturmak, olanları seyretmek helâl değildir. Çünkü her müminin gücü yettiği kadar iyiliği emretme ve kötülüğe engel olma görevi vardır. Allah Resûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Sizden kim kötü bir işin yapıldığını görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse dili ile düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Fakat bu sonuncusu imanın en zayıf durumudur.” (Müslim, İmân,78.)

Düğün cemiyetinde İslâm’ın yasakladığı birtakım fiillerin işleneceğini önceden bilen davetli ister halktan biri, isterse önder sayılan kişilerden olsun, bu davete baştan katılmaması gerekir. Birkaç yere davetli olan kimse yakın akraba veya yakın komşusunu tercih etmelidir. Davetlerden biri daha önce yapılmışsa, onun tercihte de öncelik hakkı vardır. Sonuç olarak İslâm bir fıtrat dini olduğu için insanın bütün ihtiyaç ve meyillerini dikkate almıştır. Bunun için, eğlenceyi mutlak olarak yasaklamamış, fakat bunların helâl sınırlarını belirlemiştir.

TALHA KAZIM BAHTIYAROĞULLARI