Eş seçi̇mi̇nde fitrat

Evlenecek Eşte Aranacak Özellikler
Evlenmek mutlu olmak içindir. Mutluluk güzel geçime bağlıdır. Güzel geçimin temeli güzel ahlâktır. Sonra diğer şartların güzel olması gelir. Ailede tek taraflı mutluluk olmaz. Ailede koca gibi kadın da sevgi ve huzurdan payını almalıdır. Herkesin mutluluk tarifi, şekli ve sebebi aynı değildir. Fakat biz mutluluk deyince dünya ve ahirette devam eden huzuru kastediyoruz. Böyle bir huzura yardımcı olacak kadında şu özelliklerin bulunması tavsiye edilmiştir:
- Dinine bağlı, sâliha biri olması.
- Ahlâklı, güzel huylu olması.
- Güzel olması.
- Mehrinin az olması.
- Çocuk doğurmaya elverişli olması.
- Bâkire olması.
- Güzel bir çevrede yetişmesi.
Kadında olduğu gibi evlenecek erkeklerde de aranacak özellikler, huylar ve hasletler vardır. Damat adayını önce aile reisi ve çevresi tanımalı, onun ahlâk, fıtrat, sıhhat ve iş yönlerini araştırmalıdır.
Ahlâkı kötü, dinî terbiyesi zayıf, aile hukukuna uymamasından korkulan kimselere kızını vermemelidir. Bir de kültür farkına dikkat etmelidir.
Kız tarafı damadı tanırken çok ihtiyatlı davranmalıdır. Bu karar kız için çok önemlidir. Çünkü kız nikâh ile bir erkeğin yönetimine girmektedir. Her hangi bir kötü durumda kendini kolayca kurtaramamakta; hemen ayrılamamaktadır. Erkek ise bu konuda daha rahat hareket imkânına sahiptir.
Bu konuda kadının yapısı yanında toplumun yanlış anlayışı da sıkıntıyı artırmaktadır.
Kızını zalim, fâsık, bid‘at ehli, büyük günahlara dalan, din terbiyesi almamış ahlâksız birine veren kimse, kusur işlemiş olur. Ayrıca kötü ahlâklı kimseyi tercih ederek akraba hukukunu bozduğu ve damat seçme hakkını kötüye kullandığı için, Yüce Allah kendisine hesap sorar.
Adamın biri Hasan-ı Basrî’ye ;
“Kızımı isteyen birçok kişi var, hangisine vereyim?” deyince Hasan-ı Basrî t;
“Yüce Allah’tan korkana ver; çünkü o, kızını severse, ona iyi bakar; sevmezse zulmetmez” demiştir.
Sadece parası için tercih edilen pek çok erkek, maalesef ailesini mutlu edememiştir.
Hadiste, erkeklere dindar kadını tercih etmeleri tavsiye edilirken, aynı tavsiye kadına da yapılmaktadır.
Erkek, kadının kabullenemeyeceği şekilde farklı bir yapıya ve sevimsiz bir görüntüye sahipse, sırf parası için veya çevresinin hatırına evlendirilmemelidir.
Akıllı, dürüst, doğru sözlü, terbiyeli ve sevimli bir erkek fakir olsa, bir zararı olmaz. İnsan kısa zamanda maddî fakirliğine bir çare bulabilir, fakat ahlâk fakirliğine çare bulmak, dengeli insan olmak çok zordur. Bunun için hadis i şerifte, akıllı ve ahlâkı güzel bir erkeğin evlenme teklifinin geri çevrilmesi cemiyet için çok zararlı görülmüştür
Damat adayı ile gelin adayının fıtrat ve fikir uyumu da dikkate alınmalıdır. Fıtratları değişik kimseler, ne kadar dindar da olsalar anlaşamazlar. Birinin zevk aldığı şey diğerine acı verir. Birinin hoş gördüğünü diğeri boş görür. Bu durumda yuva ancak idare ile devam eder. Karı koca belki Allah’tan korkup kullardan utandıkları için boşanmazlar, fakat biri diğerinin dört gözle ölümünü bekler.
Adayların beden ve yaş uyumu da önemlidir. Vücut yapıları ve yaş seviyeleri çok farklı olan ailelerin ister istemez sorunları olur. Erkeğin yaş olarak kadından biraz büyük, tecrübe olarak ileride, ilim yönünden daha yüksek ve hal olarak daha olgun olması güzel bulunmuştur; çünkü erkek evin reisi olacaktır.
Reislik, bazı özel kabiliyetler ister. Yine erkeğin meslek, sanat, kariyer ve maddiyat olarak kadından üstün veya onunla eşit durumda olması tercih edilmelidir.
Allah Resûlü , Hz. Ali’ye ve onun şahsında bütün ümmete şu tavsiyede bulunmuştur:
“Yâ Ali, şu üç şeyi geciktirme: Vakti gelen namazı, hazırlanmış cenazeyi, dengini bulduğun zaman kızını evlendirmeyi.” (Tirmizî,Salât,13)
Niçin Dindarı Seçmeli?
Din yüce Allah’ın terbiyesidir. Bu terbiyeden payını almayan kimsenin malı ve güzelliği mutluluk için yetmez. Hatta çoğu zaman mal ve güzellik âfet sebebi olur. Çünkü her şeyi etkemik ve eşyada arayan kimseye kalp huzuru haram edilmiştir. Kalp, yüce Mevlâ’nın sevgisi için yaratılmıştır. O’ndan uzak kalan bir insanın bulduğu huzur geçici bir eğlence ve oyalanmadır.
Bunun için Rahmet Peygamberimiz evlenecek gençleri şöyle uyarmıştır:
“Kim bir kadınla malı veya güzelliği için evlenirse, kadının malından da, güzelliğin den de mahrum olur. (Hayrını görmez). Kim bir kadınla, dindarlığı sebebiyle evlenirse, yüce Allah o kişiyi kadının malıyla da, güzelliğiyle de nasiplendirir, faydalandırır.” (Taberânî, Mu‘cemü’l-Evsat, nr.2527)
Diğer bir uyarısı da şöyledir:
“Sadece güzelliği sebebiyle bir kadın ile evlenmeyin; güzelliği onu kötü duruma düşürebilir. Bir kadınla malı için de evlenmeyin; malı onu azdırabilir. Bir kadın ile ancak dinine bağlı olduğu için evlenin.” (İbn Mâce, Nikâh, 6)
İçinde edep olmayan aşktan hayır gelmez. Edep, bir kadının en kıymetli süsüdür. Edep güzel ahlâktır. Bu süse sahip bir kadın dünyanın en kıymetli servetidir.
Bir gün ashâb-ı kirâm , Hz. Peygamber’e ;
“Ey Allah’ın Resûlü, yüce Allah bize altın ve gümüş biriktirmeyi yasakladı, peki bizler dünyada hangi hazinenin peşine düşelim?” diye sorduklarında, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Her biriniz şükreden bir kalp, zikreden bir dil ve sizlere âhiret yolunda yardımcı olacak sâliha mümin bir kadına sahip olmaya çalışsın.” (Tirmizî, Tefsîru Sûre (10) 9, nr.3105)
“Her biriniz şükreden bir kalp, zikreden bir dil ve sizlere âhiret yolunda yardımcı olacak sâliha mümin bir kadına sahip olmaya çalışsın.” (Tirmizî, Tefsîru Sûre (10) 9, nr.3105)
Evlenilecek kadının hem terbiyeli hem de güzel olması çok güzeldir. Ancak güzellik göze ve gönle göre değişir. Güzel, gönlün sevdiğidir.
“Dinine bağlı olan kadını tercih et” derken, güzeli alma demiyoruz. Hem güzel hem de dinine bağlı olursa ne kadar iyi!
Evlenecek kimsenin gelin adayına bakması ve onu tanıyarak alması tavsiye edilmiştir. Bundan aile huzuru için beden güzelliğinin de önemli olduğunu anlıyoruz. Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Birinizin içine (nikâhı helâl) bir kadın ile evlenme düşüncesi doğduğunda ona baksın; çünkü bakmak, kalplerin birbirine kaynaşmasını sağlar.” (Tirmizî, Nikâh,74)
Şunu da hatırlatalım: Hanımının güzelliği sayesinde dinini koruyabilecek, gözü dışarıda olmayacak kimseler için güzelliği aramaları daha iyidir. Çünkü böyle kişiler için mubah lezzetler, dinlerini korumalarına yardımcı olur. Bu konuda Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur:
“Kadınların en hayırlısı, kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindiren, kocası bir şey söylediğinde yerine getiren, kocası yanında olmadığı zamanlarda kocasının namusunu ve malını koruyandır.” (Nesâî, İşretü’nNisâ, 20)
Bir kadının veya erkeğin hiç dinî terbiyesine, insanlığına, davranışlarına, dengesine, iş disiplinine, hayat tecrübesine bakmadan sırf güzelliği veya parası için tercih edilmesi tehlikelidir. Büyük İslâm âlimi Ahmed b.
Hanbel, evlenmek istediğinde araştırma yaptı. Bir ailede iki kız olduğunu söylediler. İmam, kızların durumlarını sordu. Birinin güzel, diğerinin ise bir gözünün kör olduğunu söylediler. İmam, “Hangisi daha akıllıdır?” diye sordu, “Bir gözü görmeyen daha akıllıdır” denince, “Beni onunla evlendirin” dedi. Anne baba bütün bunları düşünerek çocuklarının elbisesi gibi edebini de güzel yapmaya çalışmalıdır. Aksi durumda mutsuz bir ailenin sıkıntısını bütün bir aile çekmeye mahkûm olur.
Adayların Aldatılması Yasaktır
Evlenecek adaylar tanışırken yalan ve aldatmadan kaçınmalıdır. Her iki taraf da olduğu gibi gözükmeli, gözüktüğü gibi olmalı ve doğruyu söylemelidir.
Kel olanın peruk takması, yaşlı olanın saçlarını siyaha boyatması, eli yüzü kırışık olanın bir sürü kimyevî maddelerle cildini parlatması, hastalıklı olanın gayet dinç ve neşeli durması, ince ve zayıf olanın bol elbiseler giyerek şişman gözükmesi, işçi olanın kendini patron olarak tanıtması yasaktır.
Yine kadının veya erkeğin ilâç, büyü, sihir ve benzeri şeylerle aklî dengesini bozup istemediği ve dengi olmayan bir kimse ile evlenmeye mecbur edilmesi câiz değildir. Bu tür bir hile yapan erkek ve kadın karşı tarafı aldatmıştır. Bu iş nikâhın bozulmasına kadar gider.
TALHA KAZIM BAHTIYAROĞULLARI