Hz. Havva annemi̇z

“Mübarek Örnek Hanımlardan İlk Kadın ve İlk Anne”
Hz. Havva validemiz Kur’ân-ı Kerîm’de bahsedilen mübarek hanımlardandır. Yüce kitabımızda “Âdem’in eşi” olarak bahsedilmektedir. Hz. Âdem’in zevcesidir. Yine Kur’ân-ı Kerîm’de kıssası anlatılan Hâbil ve Kâbil’in annesidir. İlk annedir ve böylece bütün insanlığın annesidir. Aynı zamanda yaratılan ilk kadındır. Kitabımızda ilk insan Hz. Âdem'in topraktan yaratıldığı bildirilmektedir. Hz. Havva validemiz ise Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden, cennette, yaratılmıştır.
Hz. Havva ile Hz. Âdem cennete nikâhlanmış ve huzur ve mutluluk içinde cennette yaşamışlardır. Burada yalnızca bir meyveden yemeleri yasak kılınmıştır. Bunun dışında cennetin tüm güzellikleri hizmetlerine sunulmuştur. Ne yazık ki şeytan boş durmamış ve yasaklanan meyveden yemelerini telkin etmiştir. Şeytan onları ebedî olmakla kandırmış, Allah’ın yasaklağı bu fiili işlemelerine neden olmuştur. Şeytanın vaad ettiği şey gerçekleşmediği gibi cennet nimetlerinin ellerinden alınmasına ve dünyaya indirilmelerine sebep olmuştur.
Cennetten Dünyaya, Sefadan Cefaya
Şeytan önce Havva annemizi ikna etmiştir. Bu durum artık dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı olmuştur. Sonsuz güzellik ve kolaylık yurdu olan cennetin yerini dünyanın zorlu hayatı almıştır. Lezzetli ve hemen elde edilen cennet nimetlerinin yerini zorluk ve zahmetle çalışıp rızkı temin etme almıştır. Üstelik Cenâb-ı Hak Hz Âdem’i Hindistan bölgesine, Hz. Havva’yı da Arabistan bölgesine göndermiştir.
Böylece ayrılık acısını da tatmışlardır. Zenginlikten sonra fakirlik çekmek oldukça zor olduğu halde cennetten sonra bir başına dünyaya indirilmek çok çetin bir imtihan olsa gerektir. Böylesine büyük imtihan için ancak dağ gibi imanı bulunan iki yüce insan gerekir ki Hz. Âdem ve Hz Havva bu vasıftadır. Yaptıkları hatanın ardından pişmanlıkla, tövbe ve niyazla hemen Allah’a yönelmiştir.
Tövbeleri kabul olunmuştur. Arafat’ta birbirlerine kavuşmuşlar, insanlığın yeryüzündeki ilk ailesinin en güzel örneklerini sergilemişlerdir. Evlatları malları ve hayvanları olmuştur. Onlar dünyaya, iblise hiçbir zaman aldanmayıp tövbelerine ebediyyen sadık kalmıştır. Onlardan ümidini kesen şeytan evlatlarına musallat olmuş ve evlatları Kâbil’in bir diğer evlatları halîm ve masum Hâbil’in canına kıymasına sebep olmuştur. Havva annemiz evlat acısı ve daha nice dünya sıkıntıları görmüş ancak her daim ibadet, sabır ve tevekkül üzere yaşamıştır. İşte böylece yeryüzünün ilk annesi dünya imtihanı tamamlamıştır.
Tövbe Yeni Bir Başlangıçtır
Hz. Havva validemizin evlatları olarak bizim de yanılmamız, hatta günah işlememiz mümkün. İleri de giderek, kebair denilen, Kur’an’da ve Sünnet’e hakkında tehdit bulunan, büyük günahlara dahi düşebiliriz. Havva annemiz gibi ikram edilen nimet ve ihsanları bir bir elimizden kaybedebiliriz. Ancak samimi tövbe, yeni bir başlangıç ve hayata yepyeni bir sayfa açmak demektir. Zira Hakk’ın şu fermanı her ne durumda olursak olalım Allah’ın rahmetinin büyüklüğünü haber vermekte ve biz aciz kullara ümit aşılamaktadır: Zümer sûresinde Rabbimiz kullarına şöyle hitap eder:
De ki: Ey günahlara dalıp haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Hiç şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayan, çok acıyandır. Size azap gelip çatmadan önce Rabb’inize dönün ve O’na teslim olun” (Zümer 39/53).
Âyet-i kerimede Allah günaha dalan kullarına ölüm gelmeden tövbe kapısından girme fırsatı vermektedir. O halde tüm günah ve kusurlarımıza rağmen tövbe ve gözyaşları ile yeniden Allah ’nın rahmetine dönebilir, dünyamızı da ahiretimizi de kurtarabiliriz. Âyet-i kerime mümin kullarına merhameti çok olan Rabbimiz’den bir kurtuluş çağrısıdır. Tövbe edip Hakk’a yönelen, çağrıya icabet edenlerin gözü aydın olsun. Tövbeyi biz hatası çok kullara ikram eden yüce Allah’a hamd ve senâ olsun!
Özellikle günümüz, düşenin dostunun azaldığı, hatta düşene bir tekme de en yakınından gelebildiği bir zaman. İşte böyle zamanlarda dahi Resûlullah bize Allah’ın engin keremini hatırlatmakta, bizleri tövbe ve istiğfara davet etmektedir. Bir yanlış yapıldığında ısrar etmek şeytanın, tövbe etmek ise babamız Hz. Âdem’in ve ilk anne Hz. Havva’nın yoludur. Ne mutlu günahından tövbe edenlere, ısrar yolunu tutmayanlara…
TALHA KAZIM BAHTİYAROĞULLARI