Mahremi̇yet kavrami

Haram, kesin yasak anlamına geldiği gibi bir taraftan yasak olan şeyin dokunulmaz olduğu anlamına da gelebilir. Haram kelimesine dayanan mahremiyet teriminin kavradığı alan oldukça geniştir. Bu kavramın muhtevasına giren birçok hüküm vardır. Biz bu başlık altında mahremiyet kavramı ve ilgili hükümlerle bağlantılı temel anlayışımız üzerinde duracağız.
Mahremiyet, Arapça “haram” kelimesinden gelmektedir ve haram olma hali demektir. Herhangi bir fiil yasaklanmışsa onu işlemek haramdır. Bu haram olan şey için mahrem veya muharrem kelimesi de kullanılır. Yasaklılık haline ise mahremiyet denir. Bir anlamda dokunulmazlık da diyebiliriz. Bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse şarap içme fiilî haramdır. Şarabın kendisi ise haram kılınmış madde anlamında mahrem veya muharremdir.
Şarap ile insan arasındaki haramlılık halinden söz edilecek olursa mahremiyet kelimesi kullanılır. Aynı şekilde bir kişinin avret mahalline bakmak ve dokunmak haramdır. Avret mahallinin kendisi mahrem bölgedir. Bu iki kişi arasındaki bakma ve dokunma yasaklığı hali ise mahremiyettir. Haram, mahrem ve mahremiyet kelimeleri, dinî hükümlerle ilgili olarak yasak olan her şey için kullanılmıştır.
Fakat mahrem ve mahremiyet kelimeleri, özellikle Aile Hukuku sahasında daha özel bir kullanım kazanmışlardır. Mahrem kelimesi, neredeyse sadece evlenmeleri ebediyen haram olan yakın akrabalar için kullanılır olmuştur. Bu yakın akrabalar arasındaki ebedî evlilik yasağına da mahremiyet ismi verilmiştir. Nâmahrem ise Farsça ve Arapça bir terkip olup ebedî evlilik yasağı bulunmayan kadınlar ve erkekler için kullanılmıştır.
Bir Şey Niçin Haram Kılınır?
Dinimizde yasaklanmış olan her fiil için haram kelimesi kullanılır. Ama bu yasaklama bazan yasaklanan şeyin çok değerli ve saygın oluşundan kaynaklanır, bazan da yasaklanan şeyin değersizliğinden ve zararlı oluşundan kaynaklanır. Kâbe’yi yıkmanın, insan öldürmenin haram oluşu, çok değerli ve hürmete lâyık olmaları dolayısıyladır. Leşin, dışkının veya sidiğin gıda olarak alınmasının haram oluşu ise onların değersiz, pis ve zararlı oluşlarındandır.
Vücut Mahremiyeti ve Giyinme Kültürü
Biz birbirimizi vücutlarımızla, şu dokunduğumuz cesetlerimizle tanı rız. En belirgin özelliklerimiz, yüzlerimize nakşedilmiştir. Yüz hatlarımız olmasaydı birbirimizi nasıl tanırdık? Bunun için yüzümüzü örtmemiz, bize emredilmemiştir. Ellerimizi işlerimizde kullanırız ve ayaklarımızla yürürüz. Bundan dolayı ellerimiz ve ayaklarımızı da örtmemiz zorunlu kılınmamıştır. Bunların dışında vücudumuzun geri kalan kısımlarını uygun elbiseler giyerek örteriz. Çünkü onlar örtülmeye daha lâyıktır.
Yüce Mevlâ’nın insanoğluna süs olarak indirmiş olduğu elbiseleri giyinerek vücudunu örtmesi, insanın en temel özelliklerindendir.. Âdem’den beri bütün peygamberler, insanlığa bu gerçeği öğretmişlerdir. Erkeğin ve kadının yaratılıştan gelen özelliklerinden kaynaklanan ve zorunlu olarak örtmeleri gereken asgari sınırlar farklı olmakla birlikte yüz, el ve ayak haricindeki bölgeleri örtecek şekilde giyinmek zaruridir. Son nebî Resûl-i Ekrem örtünmenin, başka bir ifade ile giyinmenin en güzel şeklini bütün insanlığa öğretmiş ve bu konuda bazı ikazlarda bulunmuştur. Ona iman eden müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar olarak bu ölçülere riayet etmek ve ikazlarına dikkat etmek hepimizin boynunun borcudur.
Giyinme Adabı
Giyinme konusunda Peygamber Efendimiz’in öyle bir uyarısı var ki, “Ona iman ediyorum” diyen her bir insanı, tepeden tırnağa sarsacak ağırlıktadır. Şöyle buyurmuştur:
“Cehennem halkından iki sınıf insan var ki ben onları görmedim: Bunlardan biri, ellerinde sığır kuyrukları gibi kamçılar bulunup onlarla halkı döven insanlardır. Öbürleri ise giyinmiş fakat çıplak olan, erkeklerin kalplerini kendilerine meylettiren, vücutlarını sağa sola eğip çalımlı yürüyen kadınlardır. Onların başları Horasan develerinin hörgüçleri gibidir. Bunlar cennete giremezler, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki cennetin kokusu şu ve şu kadarlık yoldan (çok uzun mesafelerden) muhakkak alınır.” (Müslim, Libâs, 34, Cennet, 13)
Giyim konusunda erkeklerden ziyade kadınlar, büyük bir sömürü ile karşı karşıya. Maalesef örtünen bazı hanımlar, örtünmesine örtünüyorlar ama hadisteki uyarıya yeterince dikkat etmiyorlar. Elbiselerini sanki dikkat çekmek için giyiniyorlar.
Örtünmek Nedir?
Örtünmek demek, tenin gözükmesini engelleyecek ve vücut hatlarını belli etmeyecek elbiseler giymek demektir. Yoksa teni gösteren veya vücut hatlarını gösterecek şekilde dar olan elbiselerle avret yerleri örtülmüş olmaz. Âlimlerimiz hadiste geçen “giyinik fakat çıplak kadınlar” ifadesini elbise giydikleri halde avret yerlerini ya kısmen açan veya dar giyinen ya da ince giyinenler şeklinde açıklamışlardır. Bundan başka günümüzde bazı dış elbiseler bile, âdeta cinsel tahrik unsuru olabilecek şekilde üretilmektedir. Aşırı derecede dikkat çeken renkleri ve modelleriyle bu tür giysiler, sanki tesettür kültürünü içeriden kemirmeyi hedeflemektedir.
Müslümanların her konuda insana yakışanı ve yaraşanı yapmaları, yüce Mevlâ’nın emridir. Peygamber Efendimiz , insanlığa bunu öğretmiştir. Burada önemli olan nokta yakışanla zararlı olanı birbirinden doğru ayırmaktır. Üzerinde durduğumuz giyinme kültürü konusunda da erkek olsun kadın olsun her müslüman, imkânları nispetinde israfa kaçmadan yakışanı giyecektir. Elbiseyle çevresindekilere caka satmayacak ve gururla ne kendinin ne de başkalarının kalbini bozmayacaktır. Bir de giysileri, karşı cinsi tahrik etmeyecek özellikte olacaktır. Giyinmek ne güzeldir; örtünmek ne kadar huzur vericidir.
TALHA KAZIM BAHTIYAROĞULLARI