Ana sayfa

Hz. Ali’nin Annesi: FATIMA BİNT ESED

Hz. Ali’nin Annesi: FATIMA BİNT ESED

Hz. Ali’nin Annesi: FATIMA BİNT ESED

Fatıma bint Esed dört halifeden biri olan Hz. Ali’nin annesidir. Peygamber Efendimiz’in ﷺ de amcasının hanımıdır. Kocası Ebû Tâlib’tir. Ebû Tâlib ve Fâtıma amca çocuklarıdır ve âdet olduğu üzere evlendirilmiştir. Bu evlilikten dört erkek iki kız evladı dünyaya gelmiştir. İlâhî kudret saadetli efendimizin yolunu Fatıma validemizin evine çıkarmıştır. Allah Resûlü’nün ﷺ bakımını annesi vefat ettikten sonra dedesi Abdülmuttalib üstlenmiş o da iki yıl süreyle bakabilmiştir. Hz. Peygamber ﷺ dedesi vefat ettiğinde henüz sekiz yaşındadır. Amcası Ebû Tâlib yetim yeğenine sahip çıkmış ve bakımını üstlenmiştir. Böylece Nebîyyi Muhterem Efendimiz Hz. Fâtıma’nın evinde büyümeye başlamıştır.

Peygamber Efendimize Şefkati

Fâtıma bu özel misafirine asla ikinci sınıf muamelede bulunmadı. Allah Teâlâ bu yüzü ve hali güzel yeğenini ona sevdirmişti. Kendi çocuklarından ayırmadı. Böylece sekiz yaşından itibaren Peygamber Efendimiz’e annelik yapma saadetine ulaştı. Öyle ki kendi çocuklarından önce onu yedirir, içirirdi. Fahri Âlem Efendimiz’e yetimliğini hissettirmemeye özen gösterdi. Anne şefkatini üzerinden hiç eksik etmedi. Yeğenini her hususta koruyup gözetlerdi. Peygamber Efendimiz daha sonraları bu hanım sahabi için “annemden sonra annem” demiştir.

Hicret Edişi

Ebû Tâlib ve Fâtıma annenin evinde, Fahri Âlem Efendimiz evlilik çağına ulaştı. İlk vahyin geldiği günlerde yine bu evden Hz. Ali çocuk yaşta İslâm davasına sahip çıktı. Peygamber yetiştiren bu nasipli ev, evlatları Hz. Ali’nin durumu için amcaoğluna sahip çıkmak herkesten önce onun görevidir, demiştir. Ebû Tâlib vefat ettiğinde Fâtıma henüz iman etmemişti. Fâtıma, Peygamber Efendimiz’in Ebû Tâlib’in iman etmesi için gösterdiği gayretlerini ve vefat ettikten sonra duyduğu derin hüznü görmüştü. Kalbi İslâm’a ısındı ve birdaha dönmemek üzere İslâm’a girdi. O sıralar henüz hicret gerçekleşmemişti. İslâm’a girmesiyle birlikte Mekke’de iman üzere yaşamanın zorluğunu o da yakından hissetti. Medine’ye ilk hicret eden kadın sahabilerden oldu. Medine’de oğlu Hz. Ali’nin mürüvvetini gördü. Allah Resûlü kızı Fâtıma’yı Hz. Ali ile evlendirdi. Bu evlilikten sonra Fâtıma, oğlu ve geliniyle birlikte aynı evde yaşadılar.

Allah Resûlü “Anne” Derdi

Peyagmber Efendimiz"ın ﷺ saadetli kızı Fâtıma annemiz kayınvalidesine Allah Resûlü’nün ﷺ vefa ve hürmet duygularını biliyordu. Onun için ona hep öz annesi gibi davrandı. Fâtıma da gelinine peygamber kızı olduğu için saygı gösterirdi. Fahri Âlem Efendimiz yaşadığı müddetçe Fâtıma annemizi hep hayırla yâdeder, ziyaret eder “anne” diye hitap eder, hal hatırını sorar, hediyeler verirdi.

Medine’de vefat ettiğinde sahabilerin ifadesiyle başka kimse için yapmadığını bu faziletli hanım için yaptı. Sırtındaki gömleği çıkarıp ona kefen yaptı, cenaze namazını kıldırdı ve kabrinin kazılmasıyla bizzat ilgilendi. Kabre konulduktan sonra kabre indi. Bir müddet orada durdu. Adeta Fâtıma annemize refakat ediyor, hesabının kolay, kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olmasını niyaz ediyordu. Kabirden çıktığında sahabiler bu gösterdiği alakanın sebebini sordu, şöyle cevap verdi:

“Ebû Tâlib’ten sonra bana en fazla iyiliği dokunan kimse ancak odur. Ona cennet libasları giydirilsin diye gömleğimi kefen yaptım. Kabir yolculuğu kendisine kolay gelsin diye kabre inip uzandım.” (İbn Abdülber, el-İstîâb, 4/1891.) Kabre toprak atıldıktan sonra, Peygamber Efendimiz'in şu dualarını onun için yaptığı rivayet edilmiştir:

“Allah sana merhamet etsin ve hayırla mükâfatlandırsın. Allah sana rahmet etsin, ey annem! Sen, benim annemden sonra annem idin. Kendin aç durur, beni doyururdun. Kendin giymez, beni giydirirdin. En iyi nimetlerden nefsini alıkoyar, bana tattırırdın. Allah ki, diriltendir, öldürendir. O Hay ve Kayyûm’dur. Allahım! Annem Fâtıma bint Esed’i af ve mağfiret et. Ona hüccet ve delilini anlat! Kabrini genişlet. Ben Resûlü’nün ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için, duamı kabul buyur, ey merhametlilerin en merhametlisi olan yüce Allah!”

Yetimlerin, Muhtaçların Annesi Olmak

Fatıma validemiz Allah Resûlü’ne ﷺ ikinci bir anne olmakla nasiplendi. Özellikle çile ile geçen ömrünün sonu büyük bir lütufla taçlandı. Yukarıda arz edildiği üzere bir son, sahabileri dahi gıbta ettirmişti. O yetime sahip çıkmanın, merhamet etmenin, yakın akrabaya yardımcı olmanın, evinde misafir olana hizmet etmenin mükafatını aldı.

Allah Resûlü ﷺ bir defasında şöyle buyurmuştur: “Sen yerdekilere merhamet et ki göktekiler de sana merhamet etsinler. (Süyûtî, Camiu’s-sağîr nr. 941.) Peygamber Efendimiz hayatı boyunca yerdekilere acıdı ve merhamet etti öyle ki bu durum âyet-i kerimeyle tescil edildi. Rabbimiz onun bize olan şefkatini şöyle anlatmıştır: “Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkündür. Müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir” (Tevbe 9/128). Böyle bir peygambere ümmet olmak merhametli olmayı, etrafımızdaki yetimlerin farkında olmayı, yakınımızda olan muhtacın elinden tutmayı gerektiriyor. İnsan sadece kendi dünya telaşına düştü mü hayatının tadı ve anlamı olmuyor. İyilik yapmak, gönül almak, gönle girmekteki lezzet elbette başka hiçbir şeyde bulunmuyor. Hele ki bu gönül, yakınımızda bulunan bir yetimse işte o zaman onun için birşeyler yapmak bir nevi zorunlu hale geliyor. Kendisi de bir yetim olan Fahri Âlem Efendimiz bu konuda şöyle buyuruyor. “Müslümanlar arasında en hayırlı ev içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir. Müslümanlar arasında en kötü ev kendisine kötü davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.” (İbni Mâce, Edeb, 6.)

Yetimlere Özen Gösterelim

Evlerimizi en hayırlı ev yapabilmek için gelin etrafımıza daha dikkatli bakalım. Yakınlarımız içinde bu durumda olan var mı, kontrol edelim. Evimizi de gönlümüzü de onlara açalım. Böyle bir hizmet Allah ve Resûlü’nün rızasına nail olmamıza, ayrıca kalbimizin yumuşamasına vesile olacaktır inşallah. Günahların kalpleri kararttığı şu asırda yetim, muhtaç ve misafirlere Allah ﷻ için yapılan hizmet kalbimizin katılığını giderecektir. Bizim böylesi bir hizmet içerisinde bulunmamız evlatlarımızın da yumuşak kalpli, empati kurabilen, düşünceli bir insan olmasına katkıda bulunacaktır, inşallah.

Şayet yetim, misafir veya yakın akrabaya Allah ﷻ için emek verirken zorluklarla karşılaşılırsa hemen vazgeçmemelidir. Böyle bir durumda cihanın en yüce yetimine bakmakla nasiplenmiş Fâtıma annemizi ve akıbetini düşünelim. Onun Resûl-i Kibriya’nın ﷺ yanındaki kıymetini, vefatından sonra yaptığı uygulama ve duaları hatırımıza getirelim.

Hz. Fatıma'nın ﷺ Peygamber Efendimiz’in kızı Fâtıma annemizle olan diyaloğu ayrıca dikkatimizi vermemiz gereken hususlardandır. O geliniyle birlikte dar bir hanede yaşadı. Her ikisinin geniş gönülleriyle o dar hane büyüdükçe büyüdü. Karşılıklı deryalardan büyük şefkate, saygı ve muhabbete mekan oldu. Nefsinden başkasını yüreğine alamayan dar gönüllere, saygı, muhabbet ve şefkat eksikliğinin yaşandığı ailelere kayınvalide ve gelin olan bu iki muhterem hanım hal diliyle çok şey söylüyor. Fâtıma validemiz örnek yaşantısıyla, yetimlere ve yakınlarımıza olan muamelemizi ayrıca gelin kaynana ilişkilerimizi muhasebe etmemizi salık veriyor.

Talha Kazim Bahtiyaroğullari