Evli̇li̇kte ni̇yet Allah rizasi İçi̇n olmali
Evli̇li̇kte ni̇yet Allah rizasi İçi̇n olmali

Evlilik, insanoğlunun fıtratında olan cinsellik ve birlikte yaşama duygusunun bir gereğidir. Yeryüzünün imarı ve neslin devamı ancak evlilikle mümkündür. Bu nedenle dinimiz İslam, evliliğin yükünü kaldırabilecek her erkeğin evlenmesini ister. Yüce Allah , “Size helal olan kadınlarla evlenin .” (Nisa, 4/3) ve “Bekârlarınızı evlendirin .”(Nur, 24/32) gibi emirlerle, insanları evliliğe teşvik etmektedir. Fahri kâinat Efendimiz birçok hadisi şerifinde evliliği tavsiye etmiş, evliliği terk edenlerin onun yolu üzerine olmadığını buyurmuştur. (Buhârî, Nikâh, 1; Müslim, Nikâh, 5) Bir hadis i şerifinde ise “Evlenin, çoğalın. Kıyamet günü ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim” (Abdürrezzak, el Musannef, nr. 10391) buyurarak evliliğe teşvik etmiştir.
Evlilik, Rasulullah Efendimiz’in sünneti olmasının yanında yerine göre farz olan amellerden biridir. Ayrıca, insanın manevi yönden gelişmesine ve olgunluğa erişmesine katkı sağlayan büyük bir nimettir. Zira Hz. Peygamber
“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur. Geriye kalan yarısı için de Allah’a karşı gelmekten sakınsın.” (Heysemi, Mecmau’z zevaid, 4/253, nr.7310) buyurmaktadır. O halde evlilik kurumunun temelinin sağlam atılması kaçınılmazdır. Temelin sağlam atılabilmesi için de Allah ’nın rızası doğrultusunda hareket etmek gerekir.
Mümin, bu emir ve tavsiyelere uyarak evlenirken niyetini Allah rızası için yapar. Fakat zamanla niyette sapmalar olabilir. Tıpkı diğer işlerimizde ve ibadetlerimizde olduğu gibi nefsimizin çektiği yöne doğru kayabiliriz. Âlimler doğru yoldan sapmamak ve gaflet halinden sıyrılmak için sık sık amellerimizdeki niyetimizi tazelememiz gerektiğini öğütler. Âlimlerin bu öğüdüne kulak verirken evliliği unutmamak gerekir. Zira diğer tüm işlerimizde olduğu gibi evlilikteki hal ve hareketlerimizden de sorumluyuz.
Evlenme Sebeplerinin En Güzeli Allah Rızası İçin Olandır
Olandır Her insanın evlenme sebepleri başka başkadır. Kimisi evlat sahibi olmak için evlenir kimi kurulu bir düzeni olması için. Kimisi sevilmek, mutlu olmak için eşini arar kimi vakti geldiğini düşündüğü için evlenmek ister. Kimi aile ve çevresinde statü kazanmak için evlenir kimi ise sadece peygamber sünnetini yerine getirmek için evlenir.
Daha pek çoğunu sayabileceğimiz bu gerekçeler evlenmek için son derece doğal ve kabul edilebilir sebeplerdir. Fakat tüm bu sebeplerin üzerinde bir sebep daha olmalıdır ki evlilik sağlam bir sebebe, koruyucu bir çatıya kavuşsun. Sözünü ettiğimiz asıl sebep, evliliği koruyacak sağlam çatı; Allah Teâlâ’nın rızasıdır.
Evliliklerin anlamsız çatışmalardan kurtulması, değer kazanması, maddiyata bağlı kalmaması, eşler arasındaki bağın kopmaması ve idame ettirilebilmesi için manevi bir bağa ihtiyaç vardır. Bu bağ Allah’ın rızasıdır. Bu manevi bağ kuvvetli oldukça evliliklerdeki huzur ve mutluluk daim olur.
Allah rızası için evlilik; eşini aramayla başlayan süreçten evlat sahibi olmaya kadar, eşlerin birbirlerine karşı olan muamelelerinden çocukları yetiştirmeye kadar hatta son nefese dek Allah ’nın rızasını gözeterek ve umarak adım atmaktır. Eşini, evlatlarını ve yuvasını Rabbinin emaneti olarak görmek ve bu emanete en güzel şekilde sahip çıkmaktır.
Dinine, vatanına, milletine, ailesine katkısı olan; hayrı dokunan evlatlar yetiştirmek için çabalamaktır. Bu rızayı gözeten pek çok kişi, “Ey, Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah ’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” (Furkan, 25/74) ayeti ile yuvalarını kurmaya niyetlenir.
Evlilikte Niyetler Ne Zaman Unutulur?
Evlilikte zaman geçtikçe heyecan da azaldığından eşlerin birbirlerine olan sevgisi daha makul bir seviyede seyreder ve başlarda görülmeyen kusurlar görünür olmaya hatta göze batmaya başlar. Örnek verecek olursak eşinin biraz fazla konuştuğunu gören kişiler başlarda bunu fazla problem etmezken zamanla bu durumdan rahatsız olmaya başlıyor.
Yahut taze eşin dağınıklığı evde sorun olmazken bir müddet sonra evde çok büyük bir kaos varmış gibi hissettirmeye yetiyor. İlk heyecan evresini atlatan eşler bunun gibi çok da hayati olmayan kusurlar nedeniyle tartışma içine giriyor. Evliliğin daha ileriki yıllarında aradaki ilişki alışkanlık biçimine dönüştüğünden eşlerin birbirine karşı hal ve tavırları daha rahat olabiliyor. Sonucunu düşünmeden, özen göstermeden sergilenen tutumlar eşler arasında sorun çıkarabiliyor.
Zamanın getirdiği bir gevşeme ile başta halisane bir şekilde yapılan niyetler unutulduğu gibi öfke ve anlaşmazlık anlarında da eşlerin birbirine verdiği sözler unutulabiliyor. Tartışmadan galip çıkmak yahut istediğini almak pahasına doğru ve güzel olana göz yuman eşler nefislerinin isteği doğrultusunda yürüyebiliyor. Eşler haktan yana tavır koyması gerekirken haksızlığı savunabiliyor yahut direkt olarak savunmasa bile birbirlerine bu yönde baskı oluşturan tavırlarda bulunabiliyor.
Nefsâni Mutluluklardan Önce Allah Teâlâ’nın Rızası Gelir
Evlilik müessesesi oluşturulurken güzel niyetlerle adım atılır. Fakat o ilk heyecanlı adımların ardından gelen süreçte niyetlerde bir sapma meydana gelebilir. Hem mutlu etmek hem mutlu olmak anlayışı zaman geçtikçe tek taraflı “mutlu olma” beklentisine evirilebilir.
Bu değişim durup dururken olmaz elbette. Yaşanan hayal kırıklıkları, kavgalar, hatalar eşlerin birbirlerindeki kredisini tüketir. “Karşımdaki beni üzerken neden hala onun mutlu olmasını önemseyeyim ki?” diyen nefsine uyan kişi evlilikteki “Allah Teâlâ’nın rızası” niyetinin değişmesine sebep olur. Sadece kendi nefsini mutlu etme, tatmin etme çabasında olan eş, evliliğinin asıl gayesinden, olması gereken gayeden uzaklaşmasını sağlar.
Evlilikten yegâne beklenti nefsâni tatminlik olduğunda yaşanılan her sorun eşler arasındaki bağı kolayca zedeler. Oysa Allah Teâlâ’nın rızasını gerçekten önemseyen eşler fırtınalı dönemleri idare etmeyi çok daha iyi becerir. Çünkü merkeze mutluluklarından önce Allah’ın (celle celaluhu) rızasını koyan ve meseleleri ya merhametle yahut adaletle değerlendirme yolunu seçen eşler, affetmek, idare etmek, müsamaha göstermek gibi evliliğin çimentosu sayılan unsurlarla yuvalarını desteklerler.
Niyet Ettim Allah Rızası İçin Geçinmeye
Zamanın eskitmesine yahut tartışmaların yıpratmasına fırsat vermeden evliliklerde niyet tazelemeye gayret etmek gerekiyor ki problemler üst üste yaşanıp giderek büyüyen bir kartopu haline gelmesin. Eşler arasındaki sorunlarda nefsine hoş gelmese de haktan yana durması, nefsine galip gelip. “Ne için evlendim? Eşime karşı davranışlarımdan Allah razı mıdır?” gibi sorularla kendini hesaba çekmesi; adaleti gözetmenin son derece zor olduğu kişisel alanda eşlere doğru yolu gösterir.
Niyet tazelendiğinde kusur sayılanların da aslında idare edilemeyecek şeyler olmadığı görülür. Bu şekilde eleştiriler azalır, eşler arasındaki gerginlikler yerini anlayış ve merhamete bırakır. Niyette sebat; zorluklar karşısında daha sağlam durmayı ve sabrın artmasını da sağlar.
Niyeti taze tutmaya vesile olacaklardan biri de Kur’an ı Kerim’de geçen evliliklerin ahirete dönük bir yönünün de olduğunu bildiren şu ayettir: “Ey, iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6) evliliklerin ahiret hayatına dönük yüzünü unutmadan yaşamak, niyetin de sürekli hatırlanmasına vesile olur.
Peygamber Efendimiz “Muhakkak ki ameller niyetlere göredir. Ve herkes ancak niyet ettiğinin karşılığını alır.” (Buharî, İman, 42) buyurarak niyetin önemini hepimize gösteriyor. Öyleyse evliliğimizde ki niyeti Allah Teâlâ’nın rızası doğrultusunda yaşamak üzere, kendimizi, eşimizi ve çocuklarımızı yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyacak ameller işlemek üzere, yuvamızdaki huzuru ve mutluluğu sağlayacak fiilleri yapmak üzere kuralım ve niyeti bozacak eylemlerden uzak duralım.
KAZIM TALHA BAHTIYAROĞULLARI