Ana sayfa

İNSAN FITRATI VE NİKÂH

İNSAN FITRATI VE NİKÂH

İNSAN FITRATI VE NİKÂH

Nikâh, helâl ile haramı birbirinden ayıran kutsal bir akittir. Nikâh, kadın ile erkeği birbirine helâl eden bir işlemdir. Nikâh, cimâyı zinadan ayıran ince bir çizgidir. Onunla yuva kurulur, eşler ayıplanmaktan kurtulur, aile âfetten korunur. Nikâh, ilk insanla birlikte bütün insanlığa yüklenen en büyük bir emanettir. Nikâh, bütün peygamberlerin ﷺ ümmetlerine öğrettiği ilâhî bir vazifedir. Nikâh, insan cemiyetini hayvan topluluğundan ayıran bir alâmettir. Nikâh, insanlığın farkı, aklın gereği, aşkın edebi ve iffetin ispatıdır. Nikâh bütün hak dinlerin emridir.

 

Peygamberimiz’in ﷺ buyurduğu gibi:

Birbirini seven iki kişiyi nikâh gibi (birbirine bağlayan ve kaynaştıran) hiçbir şey yoktur.”

Allah ﷻ kadını kocası için, kocayı da hanımı için birer elbise yapmıştır. Bu elbise nikâhla giyilir.

Evlilik, Kur’an ve Sünnet’te emredilmiştir. Bütün İslâm âlimleri evlenmenin ilâhî bir emir olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Evlilik ilâhî bir kanundur. Fıtrattan gelen bir ihtiyaçtır. İnsanlık binasının temelidir. Bunun için Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:

“Aranızdaki bekârları evlendiriniz.” (Nûr 24/32)

Bu âyet, bekârları evlendirme işini önce aile reislerine yüklemektedir. Ailenin reisi yoksa gençlerin amca, dayı gibi diğer velileri, akraba çevresi, yakınları ve cemiyet bu işi üstlenmelidir.

Resûlullah ﷺ, aile reislerine, evlenme zamanı gelen çocukların evlendirmelerini ve özellikle kız çocuklarında acele etmelerini tavsiye etmektedir. Uyarısı şöyledir:

“Ey Ali! Üç şeyi geciktirme: Vakti gelmiş namazı. Hazırlanmış cenazeyi. Dengini ve münasibini bulduğun genç kızın evliliğini.” 

Evlilik, bütün peygamberlerin ortak sünnetidir. Bu konuda Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Hayâlı olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak (ağız temizliği) ve evlenmek.” 

Bu konuda pek çok emir ve teşvik vardır. Bunlardan birinde Resûlullah ﷺ, şöyle buyurmuştur:

“Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin; çünkü evlilik gözü ve ırzı harama karşı daha fazla koruyucudur.”

Bu hadis, sadece bekâr erkeklere değil, aynı zamanda bekâr kadınlara da evlenmeyi tavsiye etmektedir.

İffetini korumak, haramdan korunmak ve terbiye olmak için nikâh kıyıp evlenen bir kimseye Allah’ın ﷻ özel yardım vaadi vardır. Allah Resûlü ﷺ evliliğin masrafından ve yükünden korkan fakir gençlere şu müjdeyi vermiştir:

“Üç kimse var ki onlara yardım etmeyi yüce Allah kendisi için bir borç kabul etmiştir. Bunlar şunlardır:

  1. Allah yolunda cihada çıkan kimse.
  2. İffet ve namusunu korumak için evlenen kimse.
  3. Borcunu ödeyip kendisini kurtarmak için efendisiyle anlaşma yapan kimse.” 

 

Nikâhın Gerektirdiği Haklar ve Sorumluluklar

Dinen geçerli bir nikâh akdi yapıldıktan sonra eşler bazı haklara sahip olurlar; ayrıca her iki tarafın birtakım yükümlülükleri de başlar. Bunlar şunlardır:

 

Mehir

Nikâh ile koca hanımına mehir vermekle yükümlü olur. Mehir, nikâhta evet diyen kadına koca tarafından verilen bir maldır. Bunu vermek farzdır. En azı 10 dirhemdir. En çoğu için bir sınır yoktur. Kocanın, mehir olmaya müsait olan ve gönül hoşluğu ile verebileceği her şey geçerlidir.

Mehir olarak verilen şey nakit para olabileceği gibi, değerli bir eşya, mal ve mülk de olabilir. Bu konuda Allah ﷻ şöyle buyurmaktadır:

“Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin” (Nisâ 4/4).

Sevgili Peygamberimiz ﷺ evlenmek üzere olan bir erkeğe evleneceği kadına mehir vermesini emrederek şöyle buyurmuştur:

“Demirden bir yüzük de olsa ona ver.” 

Mehir nikâh kıyılırken belirtilmemiş ve hiç konuşulmamış da olsa, kadın onu hak eder.

 

Nafaka

Nikâh akdiyle koca, karısının geçimini temin etmekle yükümlü olur. Kadının nafakasını temin etmenin, kocanın yükümlülükleri arasında olduğu, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade edilmektedir:

“Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir” (Bakara 2/233).

Şu âyet de nafakanın ölçüsünü vermektedir:

“Zengin olan durumuna göre ailesinin nafakasını versin. Eli dar olan fakir de Allah’ın kendisine verdiği ölçüde ailesinin ihtiyaçlarını görsün. Allah herkesi ancak verdiği kadarıyla mükellef tutar. Bilin ki Allah, her güçlükten sonra bir kolaylık yaratır” (Talâk 65/7).

Kadının kocası üzerindeki haklarının neler olduğunu soran bir kişiye Peygamberimiz ﷺ şu cevabı vermiştir:

“Yediğinden ona da yedirirsin; kendin gibi ona da giydirirsin. Sakın yüzüne vurma. Ona, ‘Allah seni rezil etsin’ şeklinde hakaretler etme. Ona küseceksen evin içinde kalarak küs.”

Nafakanın içine temelde şu ihtiyaçlar girer:

  1. a) Yiyecek ve içecek.
  2. b) Kadın için zaruri süs ve temizlik maddeleri de bu kısma girer.
  3. c) Oturulacak ev. Evin mülk olması şart değildir. Kira da olabilir.
  4. d) Tedavi ve ilâçlar.
  5. e) Kadının ihtiyacı varsa, erkeğin de gücü yetiyorsa hizmetçi. Günümüzde kadının ev işlerini görmede yardımcı olacak ev aletleri de bu kısma girer. Evin temel ihtiyaçları, şahsa, yere, örfe ve iklime göre değişir.

 

Adalet

Birden fazla kadınla evli olan erkek, eşlerine eşit muamelede bulunmakla yükümlü olur. Peygamber ﷺ bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Bir erkeğin iki karısı olur da aralarında adaleti uygulamazsa, kıyamet gününde (vücudunun) bir tarafı çarpık olarak gelir.”

Tek evli olan erkek de hanımının haklarını korumada adaletli olmalıdır. Erkek kendi nefsini düşünüp hanımını ihmal etmemeli; yemede, giyimde, sevgide, temizlikte, davranışlarda kadının da kendisi gibi haklara sahip olduğunu bilmelidir. Aile reisi çocukları arasında da adaletli olmak zorundadır. Buradaki adalet, her şeyin eşit olması mânasında değildir. Bu, onların yaşlarına uygun olarak ihtiyaçlarını görmektir.

 

Cinsî Yönden Yararlanma İmkânı

Nikâhı kıyılan bir karı-koca artık birbirlerine helâl olur. Biri diğerinin bütün vücuduna bakma, dokunma ve dinin müsaade ettiği şekilde cinsel ilişki ihtiyacını giderme hakkına sahiptir. Bundan kadın ve erkek kaçamaz. Uygun zaman ve aralıklarla bu hak yerine getirilmelidir. Bunun kendine özgü usul ve âdâbı vardır.

Bazı kimseler takvâ adına ciddî hatalar yapmaktadır. Bu kimseler hanımına karşı nazik olmayı, tebessümü, şakalaşmayı erkekliğe, ciddîyete ve takvâya ters görmektedir. Hâlbuki takvâ, hakları güzelce korumak ve bu konuda Rahmet Peygamberi’ne ﷺ uymaktır. Müttaki ince ruhlu, güzel huylu insandır.

İnsanın fıtratına konan sevgiyi tanımayan, onu yerinde kullanamayan, sevmesini bilmeyen, incelik ve nezaketle gönle giremeyen, kısaca hakiki ve mecazi aşktan anlamayan kimse gerçek takvâ sahibi ve Allah ﷻ dostu olamaz.

 

İtaat

Nikâh akdi, itaati gerekli kılar. Bu akidle kurulan yuvada erkek aile reisi, kadın ise onun destekçisidir. Kadının bu reisin haram olmayan emir ve taleplerine gücü nispetinde uyma görevi vardır. Bu emir ve isteklerin başında kocanın cinsel ihtiyacı gelir. Sonra namusunu ve edebini muhafaza, evini, malını ve çocuklarını koruma, izinsiz evden dışarı çıkmama, istenmeyen kimseleri eve almama gibi görevler gelir. Bu itaate karşılık erkek de aynı hassasiyetle kadının cinsî ihtiyacını ve diğer haklarını korumakla görevlidir. Her halde itaati hak eden koca, Allah’a ﷻ itaat eden kocadır. Koca haktan sapar, harama dalar ve kadından yanlış işleri isterse, sözü dinlenmez.

 

Nesep

Nikâhla doğan çocuğun nesebi sabit olur. Cinsel ilişkiden sonra hamileliğin bilinen müddeti içerisinde doğan çocuk kocaya aittir. Bu süre en az altı aydır. Hadiste,

“Çocuk, döşek sahibinindir” buyrulmuştur.

 

Miras

Geçerli bir nikâhla evlenen eşler belli şartlar ve ölçüler çerçevesinde birbirlerine mirasçı olurlar. Ölüme kadar devam eden bir evlilikte, kadın erkeğin, erkek kadının malından tespit edilen ölçülerde mirasçı olur. Kesin boşanma durumunda kadın kocanın, koca da karısının malındaki miras hakkını kaybeder.

 

Oturacak Ev Temini

Nikâh akdiyle birlikte kocaya düşen görevlerden biri de ailesinin oturacağı evi temin etmesidir. Bu yerin mülk olması şart değildir; kira da olabilir. Allah ﷻ bu konuda şöyle buyurmuştur:

“O kadınları gücünüzün yettiğini ölçüde kendi oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun” (Talâk 65/6).

Bu emir, boşanmış iddetini bekleyen kadınlar için verilmiştir. Onlar için böyle olunca, boşanmayıp yuva içinde olan kadınlar için öncelikle mesken ihtiyacı kocaya ait olmaktadır. Evlenen kadının da kocasının belirlediği veya ikisinin anlaşarak tespit ettiği evde oturması gereklidir.

Koca işi icabı evini değiştirdiği zaman, kadının ona tâbi olarak yeni eve taşınması gereklidir. Ancak yeni ev kadının sıhhati, dini ve emniyeti açısından ciddî tehlike taşırsa, kadın oraya gitmeyebilir.

Ev deyince komşu akla gelir. Kötü komşu insanın hem dinini hem dünyasını tehlikeye sokar. Koca bunları dikkate alarak ev seçmeli, hanımı kadar çocuklarının da dinini, terbiyesini, eğitimini, emniyetini ve sıhhatini düşünmelidir.

 

Talha Kazım Bahtiyaroğullari