Ana sayfa

İSLÂM’IN İLK ŞEHİDİ SÜMEYYE

İSLÂM’IN İLK ŞEHİDİ SÜMEYYE

Sümeyye validemiz, aziz sahabi Ammâr’ın    annesidir. İlk müslümanlardandır. Bununla birlikte İslâm’ın azılı düşmanı Ebû Cehil’in amcası Ebû Huzeyfe b. Mugire’nin kölesidir. Kocası Yâsir’dir ve o da ilk Müslümanlardandır. Bu bereketli aile ümmetin de ilk Müslüman ailelerindendir. Ne var ki bu büyük saadeti doya doya yaşayamıyorlardı. İslâm’ın ilk yıllarında gizliden davet usulü vardı. Kimse «müslüman oldum» diyemiyor ve dinini rahatça yaşayamıyordu. İslâm’ın ilan edilme günleri geldiğinde imtihan iyice büyüdü. Vaziyet kötüleşti. Efendisi Ebû Huzeyfe, Sümeyye’yi müşriklerin başı Ebû Cehil’e verdi. Artık o Peygamber Efendimiz’in ﷺ  azılı düşmanının yanındaydı. Kısa sürede Sümeyye’nin    müslüman olduğunu öğrendiler. Köle olan ve arkasında para veya kabile gücü olmayan bu hanım için çetin bir imtihan başlamıştı. Ailesiyle birlikte eziyet görüyorlardı. Bütün bu zulüm ve eziyetlerinin nedeni yalnızca “ben müslümanım, Rabbim Allah, Hz. Muhammed ﷺ  onun resûlü” demelerinden başka bir şey değildi.

 

Sümeyye   gözleri kararmış, kalpleri taştan daha katı olan bu vahşilere kadın başına ne yapabilirdi. Allah Resûlü ﷺ onlara yapılanları öğreniyor ve çok üzülüyordu. Ancak annemiz bu zalimlerin elinden alınamıyordu.

 

İslâm’ın İlk Şehidi

Fahri Âlem Efendimiz uygun zamanları gözetip onların yanına giderek teselli ediyordu. Allah Resûlü’nün ﷺ varlığı ve tesellisi Sümeyye validemize ve ailesine güç veriyordu. Öte yadan bütün gücü hakaret ve eziyetten ibaret olan Ebû Cehil, Hz. Sümeyye’nin gösterdiği kararlılık karşısında aciz kalıyor ve çılgına dönüyordu. Bütün kötülükleri ve âdi zulümleri yapmalarına rağmen Sümeyye ve ailesinin İslâm’dan dönmemeleri sebebiyle öfke patlaması yaşadığı bir anda Sümeyye annemizi şehid etti. Evet, İslâm’ın ilk şehidi bu saadetli hanım sahabi olmuştur. Ardından kocası da şehid edildi. Onlar İslâm’daki şehadet mertebesine ailece kavuşan bahtiyarlardı. Sümeyye    ilk hanım şehid, kocasıYâsir    da ilk erkek şehid olarak kıyamete kadar unutulmayacak şehidlerimiz oldular. İslâm için tereddüt etmeden, iman ve ilkelerinden taviz vermeden onurlu bir duruş sergilediler ve canları bu kutlu yolda verdiler.

Gönüller Sultanı Efendimiz bu temiz aileyi hiç unutmadı. Medine’ye hicret edildikten sonra müşriklerle Bedir savaşı yapılmıştı ve Ebû Cehil öldürülmüştü. Allah Resûlü ﷺ Sümeyye’yi hatırlattı ve oğlu Ammâr’a hitap ederek

“Allah anneni öldürenin hakkından geldi” buyurdu. (İbn Hacer, el-İsâbe, 4/335)

 

Dini Yaşamaya Azmetmek

İnsanlar arzu ve heveslerine esir olunca ne kadar zalim oluyorlar… İşte Ebu Cehil örneği! Yaşça ileri bir hanıma işkence etmek ve onu hunharca şehid ettiler. İhtirasları bu büyük sahabi annemize kıymalarına neden oldu. Böylece alçaklığın kitabını yazmış oldular. Sümeyye    dini için dirayetli duruşu, bela ve musibete sabrı, İslâm’dan ve davasından taviz vermeyişiyle dünyada Peygamber Efendimiz ﷺ olmak üzere tüm müminlerin sevgi ve muhabbetini ukbada ise Allah’ın rızasını ve cennetini kazandı.

İslâm büyük zorluklarla 14 asrı aşıp bize kadar ulaştı. Sümeyye validemizden sonra nice kadın ve erkek daha şehadete yürüdü. İslâm için canlarından geçtiler. Bugün bizler, fakir dediklerimizin bile birkaç yemek ve meyve çeşidini aynı anda bulabildiği bir zaman ve coğrafyadayız. Buzdolaplarımız, buzluklarımız sebzeliğimiz ağzına kadar dolu. Kıyafet dolapları dışına taşıyor. Evlerde kullanmadığımız eşyaları depolara koyuyoruz. Böylesine bolluk ve nimetler içinde yaşarken karşımıza çıkan en küçük olumsuzluklardan etkileniyor, İslâm’ı yaşamada zafiyet gösterebiliyor, hemen pes dahi edebiliyoruz. Biz bu yüce dine sahip olmak için Sümmeyye validemiz gibi, ashab gibi, çok büyük fedakârlıklar yapmadık. Allah’ın ihsanı olarak Müslüman bir ülkede, Müslüman bir ailede doğduk. Dinimizi anne, baba, yakınlarımız ve hocalarımızdan öğrendik. Yeryüzündeki imtihan sebebi olan imana bu kadar kolay ulaşmışken o halde biraz daha azimli, biraz daha istekli olmamız gerekiyor.

Sümeyye validemizin imanı için yaşadığı zorluklar ve ödediği bedeli düşündüğümüzde kendi yaşadığımız olumsuzlukların gayreti terketmemiz, sabırla mücadeleye devam etmememiz için gerçekçi bir gerekçe olmayacağı açıktır.

Madem İslâm’a hiçbir bedel ödemeden ulaştık gelin İslam’ı yaşama noktasında azmimiz ve bedelimiz olsun. Örneğin İslâm’ın temel şartlarından olduğu için öncelikle beş vakit namaz, oruç, zekât problemimiz var mı tesbit edelim, varsa üzerine yürüyelim. Yine İslâm’a dair diğer temel meselelerde başka eksiklerimiz varsa tamamlayalım. Örnek Müslümanlar olalım.

Hayatımız hata ve günahlarla geçip giderse sahabiler bize şaşıracaklardır. Bu kadar rahatlık içinde nasıl namaz kılmadığımızı, niçin oruçlarımızı tamamlamadığımızı, dinimizi neden doyasıya zevk ve muhabbet ile yaşamadığımızı anlayamayacaklardır.

Dinimizi tam bilmiyor, ayrıca nefse ve şeytana mağlup oluyor olabiliriz. Zararın neresinden dönülse kardır biliriz. Nefes alıp verdiğimiz müddetçe ilim öğrenmek, dini yaşamak için hâlâ fırsatımız var demektir. Bu fırsatı değerlendirelim. İslâm için büyük fedakârlıklar yapan bu insanların ruhlarını mesrur edelim. Ümmetine çok düşkün Peygamber Efendimiz’i ﷺ memnun edelim. Bizlere İslâm’ı lütfeden Allah Teâlâ’yı razı edelim.

 

Kazim Talha Bahtiyaroğullari