Ana sayfa

ÜMMÜ ZÜBEYR HZ. SAFİYYE

ÜMMÜ ZÜBEYR HZ. SAFİYYE

ÜMMÜ ZÜBEYR HZ. SAFİYYE

Safiyye validemiz cennetle müjdelenen on aziz sahabiden olan Zübeyir b. Avvâm’ın annesidir. Peygamber Efendimiz’in ﷺ dedesi Abdülmuttalib’in kızı, Fahri Âlem Efendimiz’in halasıdır. Cahiliye döneminde Ebû Süfyân’ın kardeşiyle evlendirilmiştir. O öldükten sonra Hz. Hatice’nin kardeşi Avvâm’la evlenmiş ve bu evlilikten üç evladı olmuştur. Zübeyr onların ilkidir.

Kocası Avvâm’ın da ölmesinden sonra çocuklarına hem annelik hem de babalık yapmıştır.

Safiyye validemiz çocuklarını kendi akrabaları olan Haşimoğulları tarafında terbiye etti. Yetimlik duygusuyla hayata karşı ürkek olmasınlar istiyordu. Cesaretli ve yüksek şahsiyetli olmaları için bir yandan büyük emek sarfediyordu. Diğer yandan şımarık yetişmesinler diye de sıkı disiplin uyguluyordu. Çocuklarına uyguladığı eğitim bazan katı bulunuyor ve uyarılıyordu. O ise vazgeçmiyor, uyarıları dikkate almıyor, onların iyiliği için bunu yaptığını söylüyordu. Âdeta ilâhî kudred Safiyye validemizin elinde ahir zaman peygamberinin havârisini ve İslâm için ilk kılıç çekecek yiğidi hazırlıyordu.

Allah Resûlü’ne ﷺ Havâri Hazırladı

Allah Resûlü ﷺ akrabalarından ve ilk müminlerden olan Zübeyr için “Her peygamberin bir havârisi vardır. Benim de havârim Zübeyir’dir” (Buhârî, Fezâilü’s-sahâbe, 13) buyurmuştur. Sayıları 200.000’i bulan seçkin sahabi topluluğu içinde Allah Resûlü’ne havâri olmak elbette ilâhî bir lutuftur. Havâri seçkin dost ve yardımcı manasındadır. Elbette bu vasıfta başka sahabiler de vardı. Ancak Rasûl-i Ekrem Efendimiz “havâri” kelimesini yalnızca Zübeyr b. Avvâm için kullanmıştır. Bu söz hem ona, hem de onu yetiştiren anneye bir iltifat kabilindendir.

Böylece Allah Resûlü’nün ﷺ seçkin dostu ve yardımcısı son derece dirayetli Safiyye annemiz elinde yetişiyordu. Zira âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz’i ﷺ de diğer peygamberlerin başına gelen zor günler bekliyordu. Hicret, seriyyeler, gazalar, türlü mücadeleler için seçkin ashabının maddi ve manevi donanımı çok önemliydi. Safiyye annemiz küçük yaşlarda evlatlarının ata binme, ok atma ve kılıç kullanmayı öğrenmelerini sağladı. Bu çocukların öz güvenlerini artırmış, daha cesur ve korkusuz kişiler olmasına vesile olmuştu.

İslamla Şereflenmesi

Peygamber Efendimiz ﷺ davete yakınlarından başladığında, Hz. Safiyye hemen müslüman oldu. Böylece o ilk müslüman hanımlardan biri olmakla şereflendi. Halası gibi Hâşimoğulları’nda güçlü bir hanımın İslâm’a girmesine çok memnun olan Resûl-i Ekrem onu ve evlatlarını hep hayır duayla anmıştır. Safiyye Hz. Peygamber’e ﷺ karşı çıkan Hâşimoğulları’na karşı yeğenini savundu. Hâşimoğulları’nda ısrarcı ve haktan yana tabiaatıyla bilindiği için kendisine karşı ileri gidilmiyordu. Bir defasında oğlu Zübeyr’in İslâm’a girdiğini öğrenen amcası Nevfel b. Huveylid Hz. Zübeyr’i sözlü olarak ikna edemeyince, ona eziyete başladı ve bir hasıra sararak tavana astı. Bu azılı müşrik, aziz sahabinin altına ateş de yakmış ve dumanıyla Hz. Zübeyr’i boğmaya kastedmişti. Olayı haber alan Safiyye validemiz yetişmiş ve Nevfel’in elinden oğlunu kurtarmıştı. Bu o dönemin sosyal yapısında bir kadının yapabileceği güç bir işti ve Hz. Safiyye dirayetiyle muvaffak olmuştu.

Hicreti

Hz. Safiyye Mekke’den Medine’ye hicret ederek muhacirlik ecrine de nail oldu. Medine’de Allah Resûlü’nün ﷺ katıldığı çeşitli savaşlara katıldı. Müminlerin hafif işlerinde onlara hizmet etti. Su dağıttı, hastalara baktı. Elinden gelen din gayretini esirgemedi. Gazaya çıkan ilk müslüman hanım olarak anıldı. Uhud savaşında düşman bastırdığında geri çekilen sahabilere öfkelenmiş mızrağıyla onlara vurmuştu. Safiyye validemiz savaşta kalmalarını ya kardeşi Hamza gibi şehid olmalarını ya da ancak Allah’ın ﷻ peygamberiyle ﷺ dönmelerini istemiştir. Onun Allah ﷻ için olan öfkesi ashab üzerinde derin tesir bırakmıştı.

Hz. Safiyye’nin Hamiyeti

Safiyye annemizin saadetli hayatında her mümin için önemli bir olay bulunmaktadır. Hendek savaşı başlamış mümin erkekler müşriklere karşı çetin bir mücadeleye girmiştir. Selmân-ı Fârisî’nin hendek fikriyle kalabalık müşrik ordusu müminlere direk saldıramış sayı ve silah üstünlüğünü kullanamıştır.

Savaş ok atışları, mübarezelerle sürüyor savaşı sonlandırıcı hucüm yapılamıyordu. Böylece savaş uzadıkça uzuyordu. En ufak bir ihmal müslümanlar veya müşrikler tarafından değerlendirildiği için günler son derece yorucu bir teyakkuzla geçiyordu. Müşrikler Medine’deki yahudi varlığını kendi lehine çevirmek için hareke geçti. Onları ikna edebilirlerse müslümanları arkadan vurabilirlerdi. İhaneti kabul eden yahudiler savaşa getirilmemiş çocuk ve kadınlardan oluşan kuleye girmek istiyorlardı. Böylece savunmasız kadın ve çocukları, kaleyi ele geçirerek savaşı kazanabilirlerdi Ancak kuleye savaşçı bırakılmışsa ihanetleri açığa çıkar ve savaş müşrik aleyhine sonuçlanırsa yaptıkları ihanet yanlarını kalmazdı. Kulede asker bulunup bulunmadığını anlayabilmek için gece vakti kaleye birini yollamak istediler. O sırada kalede kadın ve çocuklardan başka kimse yoktu. Safiyye validemiz tevafuken düşmanı ve niyetini farketti. Yardım alabileceği kimse yoktu. Kendisi de karşı koyamazdı. Hızlı bir şekilde plan yaptı.

Kadın olduğu belli olmayacak şekilde yüzünü kapattı. Kale kapısını hafif araladı. Darbe için en uygun yere geçti. Kapıyı açarak istediği noktadan yahudinin girmesini sağlayacaktı. Yahudi gece karanlığında girecek yer ararken kapıyı açık bulunca çok şaşırdı. Bunu ihmal olarak düşündü. İçeri sessizce girip birkaç adım attığında Hz. Safiyye validemiz tarafından başına sert bir cisimle vuruldu. Yahudi bayılmıştı. Dışardakiler içerde bir şeyler olduğunu anladılar. Ürkmüşlerdi. Arkadaşlarından gelecek haberi bekliyorlardı. Hz. Safiyye dışardakilerin onu beklediğinden haberdar olduğu için elini harbesine (kısa mızrak) götürdü. Bir kadın için oldukça zor bir işi yapması gerekiyordu. Hiç düşünmeden yahudinin başını var gücüyle kesti. Bu iki zorlu görevden sonra şimdi onu diğerlerine göstermeliydi. Kuleye çıkarak başı onlara atmayı düşündü. Baş ağırdı. Yavaş atarsa şüphelenebilirler diye yeniden tüm gücüyle kesik başı yahudilere fırlattı. Her şey istediği gibi olmuştu. Allah ﷻ yardım etmişti.

Yahudiler içerde nöbetçilerin olduğunu düşünüp olay büyümeden ve duyulmadan hızla uzaklaştılar. Safiyye validemizin bu tavrı sadece oradaki kadın ve çocukları korumamıştı. Ayrıca savaşın seyrinin değişmesine de mani olmuştu. Kalede hanımlar ve çocuklar ele geçirilse ya da öldürülseydi savaşın dengeleri değişir, müminler büyük bir çöküntü içine girer ayrıca savaşın komutası ve sahabilerin kontrolü kaybedilebilirdi. Cenâb-ı Hak Hz. Safiyye’nin cesareti ve gayretiyle peygamberini, sahabileri, masumları ve hakikatte dinini korumuş oldu.

Hz. Safiyye Peygamber Efendimiz’den ﷺ sonraki dönemde, Medine’de vefat etti. Cennetü’l Baki‘e defnedildi.

Habib Şamil