Ana sayfa

ÜMMÜ SÜLEYM

ÜMMÜ SÜLEYM

ÜMMÜ SÜLEYM

Ümmü Süleym Allah resulünün küçük hizmetçisi Enes’in fedakâr annesidir. Enes [radıyallahu anh] Allah Resûlü’ne ﷺ vakfedilmiş, yaşı küçük kendisi, ilmi ve irfanı büyük kocaman yürekli bir yiğit. İşte Ümmü Süleym böyle bir evladın annesi. Adı Rümeysâ. Ancak Ümmü Süleym künyesi adını neredeyse unutturmuş. Başka bir isim dahi olabilir, denilmiş.

Câhiliye yıllarında Mâlik b. Nadr ile evlendi. Enes b. Mâlik bu evliliğin meyvesiydi. Ümmü Süleym Allah Resûlü’nün ﷺ Mekke’de peygamberliğini tebliğ ettiğinini öğrenince onun Medine’ye hicretinden evvel müslümanlığı seçti. Küçük yavrusuna da İslâm’ı öğretti. Gönlü İslâm’ın nuruyla aydınlanmıştı. Din gayreti ve İslam muhabbeti her şeyden baskın hale gelmeye başladı. Kocası Mâlik eşinin durumunu öğrendiğinde İslam'dan vazgeçmesini istedi. Ümmü Süleym son derece kararlı tutumuyla eşine karşı çıktı. Eşinin sözünden ve emrinden çıkmasını hazmedemeyen Mâlik ailesini hışımla terketti. Medine’den de ayrılıp Suriye taraflarına gitti. Saldırıya uğrayarak öldürüldü. Böylece Ümmü Süleym dul kalmıştı.

Medine’nin en güzel bahçelerinin sahibi olmakla meşhur Ebû Talha ona talip oldu. Varlıklı biri olan Ebu Talha'nın teklifi Ümmü Süleym için bir fırsat olarak değerlendirildi. Ümmü Süleym herkesi şaşırtarak teklifi kabul etmek için şu şartı koşmuştu: “Senden hiçbir mal ya da mehir istemiyorum. Yalnız müslüman olmanı istiyorum” Ümmü Süleym’in bu tavrı başta Ebû Talha olmak üzere yakınlarını derinden etkilemişti. Bu samimi İslâm daveti vesilesiyle Ebû Talha [radıyallahu anh] İslâm’la şereflendi, ardından nikâhları kıyıldı.

Evladını Feda Etti

Ümmü Süleym’in İslam coşkusuyla atan yüreği ve kıvrak zekâsı onu sonraki devirlerde belki de kıyamete dek gıptayla anılacak akıl dolu bir hamle yapmaya hazırlıyordu. Gün gelmişti. Hz. Peygamber ﷺ hicret için Mekke’den yola çıkıp Medine yakınlarındaki Kubâ’ya gelmişti. Medine’nin önde gelenleri onu karşılıyor istişare ve tanışma toplantıları yapılıyordu. Artık Medine için yola çıktılar. Peygamber Efendimiz'in Medine'ye girişinde bayram havası esiyordu. Allah Resûlü’ne ﷺ sevgi ve muhabbet gösterileri yapılıyor, ikramlarda bulunuluyordu. Ümmü Süleym evladı Enes’i Allah’ın habibine götürdü. “Yâ Resûlallah, herkes size birşeyler takdim ediyor. Benim hediyem de bu oğlumdur. Onu lütfen kabul buyurun” dedi. Allah Resûlü ﷺ de kabul edip küçük Enes’e [radıyallahu anh] dua ve nazar etti.

Ümmü Süleym feraset ve fedakârlık dolu bir hamleyle oğlunu Allah Resûlü’ne ﷺ vermişti. Peygamberimiz ﷺ de Ümmü Süleym’in din gayretine şahit olmuş ve Enes’i kabul etmişti. Artık Enes Kâinatın Efendisi’ne ﷺ hizmet edecek, sabah ve akşam onun yanında yer alacaktı. Gelen vahyi en önde duyanlardan olacak, hadis-i şerifleri bizzat gönüller sultanının saadetli ağzından duyacaktı. Hz. Peygamber’in en yakınları arasına girecekti. Allah Resûlü ﷺ Enes’e yediğinden yedirecek, gittiği yere götürecek, kendisi giydirecekti. Ayrıca Enes hâne-i saâdet ile Ümmü Süleym ve Ebû Talha ailesi arasında bir irtibat vesilesi olacaktı.

Ümmü Süleym Allah Resülü’ne ve İslâm’a sevdalı bir hanımdı. Hamile olduğu halde bir seferde Hz. Peygamber’in maiyyetinde bulunuyordu. Seferden dönüşte Medine’ye yaklaştıkları bir sırada Ümmü Süleym’i doğum sancısı tuttu. Kocası Ebû Talha bu sebeple hanımının yanında kaldı. Hz. Peygamber ve beraberindekiler Medine’ye döndüler. Bunun üzerine Ebû Talha duyduğu ıstırabı şöyle dile getirdi: “Ya Rabbi! Sen çok iyi bilirsin ki ben, Resûlün Medine’den çıktığı zaman onunla birlikte çıkmaktan, oraya girdiği zaman da onunla beraber Medine’ye girmekten son derece hoşlanırım. Fakat işte şu gördüğün sebeple bu kez burada kalakaldım.” (Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe,107)

Enes vefatına kadar Resûlullah’ın ﷺ yanından hiç ayrılmadı. Peygamberimiz ﷺ zaman zaman Enes’le birlikte bu ailenin yanına giderdi. Ümmü Süleym Allah Resûlü’ne ﷺ yemek hazırlardı. Ebû Talha’nın bahçesi mescide çok yakındı. İçinde suyu serin bir kuyusu vardı. Peygamber Efendimiz ﷺ zaman zaman bu bahçede dinlenir, öğle uykusuna yatar, uyanınca kuyudan abdest alır, burada nafile namaz kılardı. Ümmü Süleym’in Allah Resûlü’yle daha birçok hatırası olmuştu. Peygamber Efendimiz’e ﷺ fıkhi konularda sorular sorardı.

“Peygamberimiz cennete girdiğimde ne göreyim. Ebû Talha’nın hanımı Rümeysâ orada” (Buhârî, Cihad, 38) diyerek müjdelediği faziletli sahabi hanımlardandır.

İlim İçin Hasrete Razı Olmak

Ümmü Süleym can yongası, ciğerpâresi evladını Allah Resûlü’ne ﷺ fedakârca teslim etmenin karşılığını hem dünyada gördü hem de ahirette fazlasıyla görecek inşallah. Onun feraseti, İslâm ahlâkı, din gayreti ayrıca yâdedilmeli ama özellikle bir hususa dikkatimizi verelim. Bu mübarek validemiz evladını Allah’ın elçisine teslim ederek kendinden çok küçük Enes’e iyilik yaptı. Enes [radıyallahu anh] sayıları 200.000’i bulan sahabilerin en seçkinleri arasında yer aldı.

Bazan Allah Teâlâ önümüze fırsatlar çıkarır. Ümmü Süleym validemiz gibi fedakâr ve cesur olabildiğimiz an kazandığımız ve hayatımızın değiştiği andır. Elbette bugün de Ümmü Süleym gibi hareket etmek mümkündür. Çocuğumuza, yanımızda tutup üzerine titremekten, her istedikleğini satın almaktan daha büyük iyilikler yapabiliriz. Bunu gerçekleştirebilmek içinse Ümmü Süleym gibi ayrılmayı göze almak gerekebilir. Nitekim hâlâ Allah Resûlü’ne ﷺ inen Kur’an, onun sünneti ve mirası olan ilim yeryüzündedir. Evladımızı Kur’an ve İslâmî ilimlerin öğretildiği bir merkeze, medreseye, ilim ve irfan ocağına teslim etmek belki başta bize ve evladımıza ağır gelebilir. Başta ayrılık acısı ve gurbet sızısına neden olsa da inşallah bu onun sıçrayışı olacak ve sayıları milyarı aşan müminlerin öncüleri ve seçkinleri arasında yer almasına vesile olacaktır. İşte Ümmü Süleymce hareket etmek, çocuklarımıza bu pahası biçilemeyecek iyiliği yapmak yalnızca bizim elimizdedir.

Kazim Talha Bahtiyaroğullari