Ana sayfa

̇nsanlara mi kendime mi Yardim edeyim?

̇nsanlara mi kendime mi Yardim edeyim?

̇nsanlara mi kendime mi Yardim edeyim?

Yardıma muhtaç olanlara yardımı yaptığımızda aslında kendimize yardım ediyoruz. Sadakayı verirken içimizden geçirmişizdir “ne güzel oldu ihtiyacını giderdik” diye. Aslında o sadakayla biz kendi ihtiyacımızı gidermiş olduk.

Gerçek ihtiyaç sahiplerini bulmak zor oldu günümüzde. Adım başı dilenen insanları görüyoruz ve ister istemez bazen şüpheleniyoruz acaba diyoruz. Kanaatimce gerçek ihtiyaç sahibi el açıp dilenmez hatta bazen onları bulmak çok zor oluyor.

Sadakayı, zekâtı verirken aslında biz fakirin hakkını teslim etmiş oluyoruz. O para aslında hep onlarındı. Biz bir nevi emanetçi görevini yerine getirdik. Zekâtımızı vermezsek emanete hıyanet etmiş, haram yiyenlerden olurduk. Sadaka bizi musibetlerden, hastalıklardan ve fakirlikten koruyor. Sadaka yalnız Allah için verilmeli, gizli olmalı sadece verenin ve Yüce Rabbimizin bilmesi yeterli. Sadakanın sevabını sadece Allah bilir.

Sadakayı verirken sakın değer biçmeyin, niyetinizi bozmayın. Peygamberimiz , peygamber olmadan önce de her zaman yardıma muhtaç olan insanlara gücü yettiği kadar yardım ederdi. Peygamberimizin zamanında da Müslümanlar arasında çok fakir vardı. Efendimiz zenginlere onlara yardım etme konusunda hep öğütlerdi.

Muhacir ve Ensar’ı zikretmeden geçmek mümkün değildir. Rasulullah, Muhacirlerin hayatlarını kolaylaştırmak ve Medine halkı ile tam bir kaynaşma sağlayarak, bütünleştirmek için hicretin ilk yılında, her bir muhaciri bir Ensar’a kardeş yaptı bu olaydan sonra Ensar, sahib oldukları şeylerin yarısını kardeşi ilan edilen muhacir'e veriyordu. Ve her biri birbirinin gerçek varisi idi.

Peygamberimiz her zaman zekat konusunda çok hassas davranırdı. Ramazan ayında fıtır sadakasını vermeyi emretti. Efendimizin bu çabaları elbette fakirleri rahatlatmak içindir. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:

“İyilik ömrü artırır, sadaka günahları giderir ve kötü ölümden korur.” (Taberani).

Peygamberimizin kalbine ve engin rahmetine en yakın olanlar, fakir ve kimsesiz insanlardı. Onları devamlı korur, diğerleri ile eşit davranırdı. Bununla da kalmaz; fakirlere, fakirliğin bütün ezikliğini ve zilletini unutturacak şekilde yakınlık gösterirdi.

Zaten Peygamberimizin aile hayatı ve şahsi yaşayışı da onlardan farklı değildi. O hep sade ve basit yaşamayı tercih ederdi. Dualarında da Allah'tan böyle bir hayat isterdi.

Peygamber Efendimiz «Veren el alan elden daha üstündür» buyurmuştur. Peygamberimiz muhtaç olanlara borç verme konusunda çok teşvik etmiştir. Hadisi şerifte Efendimiz :

“Kim bir borçluya mühlet verirse, her gün için bir sadaka sevâbı kazanır. Kim onun borcunu vâdesi geldikten sonra tehir ederse, tehir ettiği müddetçe, her geçen gün (alacağı mal kadar) sadaka yazılır.” (İbn i Mâce, Sadakât, 14) buyurmuştur

Mümin, kardeşinin yardımına koştuğu sürece Allah Teâlâ’da onun problemlerini çözmesine kolaylık sağlıyor. Unutmayalım, başkasına yardım ettiğimizde sadece ona değil kendimize yardım ediyoruz.

HATICE NUREDDINOVA