Ana sayfa

MELEKLER VE GÖREVLERİ

MELEKLER VE GÖREVLERİ

MELEKLER VE GÖREVLERİ

Cebrail:

Dört büyük melekten biridir. Vahyi getirmekle görevlidir. Cebrail (a.s)’e güvenilir anlamına gelen “emîn” de denilmiştir.

Cebrail meleklerin en üstünü ve en büyüğü, Allah’a en yakını olduğu için kendisine meleklerin efendisi anlamında “Seyyidü’l-Melâike” denilmiştir.

Mikail:

Dört büyük melekten biri olan Mikail aleyhisselâm, kâinattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir.

İsrafil:

Büyük meleklerdendir. Görevi Sûr’a üflemektir. İsrafil aleyhisselâm, Sûr denilen alete iki kez üfleyecektir. Bunların ilkinde kıyamet kopacak, ikincisinde ise tekrar diriliş meydana gelecektir.

Azrail:

Büyük meleklerden bir diğeridir. Görevi ölüm sırasında canlıların ruhunu almak olduğu için “melekü’l-mevt/ölüm meleği” adıyla anılmıştır.

Kirâmen kâtibin:

Bunlar iki melek olup, biri insanın sağında, diğeri solunda bulunur. Sağdaki melek, iyi iş ve davranışları, soldaki ise kötü iş ve davranışları tespit etmek ve yazmakla görevlidir. Bu melekler, kıyamet günü hesap sırasında yapılan işlere şahitlik de edeceklerdir. Kur’an’da bu melekler hakkında şöyle buyrulur: “İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.”

Münker ve Nekir:

Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melektir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:

“Kul kabrine konulup, yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup: “Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) denen kimse hakkında ne diyordun?” diye sorarlar. Mü’min kimse bu soruya: “Şehadet ederim ki, O, Allah’ın kulu ve elçisidir!” diye cevap verir. Ona: “Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekâna tebdil etti” denilir. (Adam bakar) her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden cennete bakan bir pencere açar.

Cennet ve Cehennemdeki İşleri Yürütmekle Görevli Melekler:

Cennete giren mü’minlere selam veren ve hizmet eden çok sayıda melek vardır. Bunların başı “Rıdvan” adlı melektir.

“Rablerine karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında (cennet) bekçileri onlara: ‘Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya!’ derler.”

Cehennem melekleri (zebâniler) ise kâfirlere azapla görevlidirler. Bunların başkanı da “Mâlik” adlı melektir.

“O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapıları açılır, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden Peygamberler gelmedi mi? derler. “Evet geldi” derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmuştur.”

Cenin Kırk Günlük Olunca Gönderilen Melek

Abdullah îbn-i Mes‘ûd rivayete göre, demiştir ki: Efendimiz s.a.v şöyle buyurdu:

«Cenin kırk günlük olunca Allah ﷺ bir meleği dört kelimeyle gönderir: (Bu melek) rızkını, ecelini, amelini, şaki veya said olacağını yazar, sonra ona ruh üflenir ve kaderi yazılır."(Buhari, Müslim).

Melekler nurdan yaratılmıştır Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: “Melekler nurdan, cinler yalın ateşten, Adem ise (topraktan) yaratıldı.” (Müslim, Zühd, 10) imtihana tabi tutulmazlar koşulsuz itaat ederler. Cinsiyetleri yoktur yemez içmezler. Şerre kötülüğe kabiliyetleri yoktur. Onlar sadece itaatle meşgul olurlar. Dört büyük meleği inkar eden kişi küfre girer onlara cinsiyet takanlar da Allah korusun aynı kaderi paylaşır. Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mikâil’e düşmansa, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır. ( Bakara 98)

Rasûlullah ﷺ şöyle buyururlar:

“İçinde köpek ve canlı resmi bulunan eve melekler girmez!”

Hz. Âişe Şöyle Anlatır

Cebrail (a.s), Rasûlullah ﷺ Efendimiz’e belli bir saatte geleceğini vaad etmişti. Vakit gelmiş, fakat Cebrail (a.s) gelmemişti. Allah Rasûlü ﷺ elinde bulunan sopayı yere attılar ve:

“Allah da rasûlleri de vaadlerinden caymazlar!” buyurdular. Sonra etrâfa bakınmaya başladılar. Bir de ne görsünler; sedirin altında bir köpek yavrusu! Bunun üzerine:

“−Ey Âişe! Bu yavru buraya ne zaman girdi?” diye seslendiler. Ben de:

“−Allah’a yemin ederim ki bilmiyorum.” dedim. Emir verdiler, köpek yavrusu evden çıkarıldı. Cebrail (a.s) da hemen geldi. Rasûlullah Efendimiz ﷺ :

“–Bana söz verdin, ben de bekledim ama gelmedin.” dediler. Cebrail (a.s):

“–Gelmemi, evinizdeki köpek engelledi. Biz melekler, içinde köpek ve sûret bulunan eve girmeyiz.” cevabını verdi. (Müslim)

Melekler Efendimiz zamanında insan kılığında gelmiştir aşağıdaki hadise de bunun delilidir.

Hz. Ömer Şöyle Dedi

Bir gün Resûlullah’ın ﷺ huzurunda bulunduğumuz sırada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gelmiş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber’in yanına sokuldu, önüne oturdu, dizlerini Peygamberin ﷺ dizlerine dayadı, ellerini (kendi) dizlerinin üstüne koydu ve:

Ey Muhammed, bana İslâm’ı anlat! dedi. Resûlullah ﷺ :

“İslâm, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı (tastamam) vermen, ramazan orucunu (eksiksiz) tutman, yoluna güç yetirebilirsen Kâbe’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdu. Adam:

Doğru söyledin dedi. Onun hem sorup hem de tasdik etmesi tuhafımıza gitti. Adam:

Şimdi de imanı anlat bana, dedi. Resûlullah ﷺ :

“Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gü-nüne inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” buyurdu. Adam tekrar:

Doğru söyledin, diye tasdik etti ve:

Peki ihsan nedir, onu da anlat, dedi. Resûlullah ﷺ :

“İhsan, Allah’a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdu. Adam yine:

Doğru söyledin dedi, sonra da:

Kıyâmet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamber ﷺ :

“Kendisine soru yöneltilen, bu konuda sorandan daha bilgili değildir” cevabını verdi. Adam:

O halde alâmetlerini söyle, dedi. Resûlullah ﷺ :

“Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çocuklar doğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binalarda birbirleriyle yarışmalarıdır” buyurdu. Adam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. Daha sonra Peygamber ﷺ :

“Ey Ömer, soru soran kişi kimdi, biliyor musun?” buyurdu. Ben:

Allah ve Resûlü bilir, dedim. Resûlullah ﷺ :

“O Cebrâil’di, size dininizi öğretmeye geldi” buyurdu. (Müslim)

Adil Ibragimov