Ana sayfa

TEYEMMÜM

TEYEMMÜM

Teyemmüm; suyu temin etme veya kullanma imkanının bulunmadığı durumlarda, büyük ve küçük hükmi kirliliği (abdestsizliği ve cünüplüğü) gidermek maksadıyla yapılan, elleri temiz toprak veya onun cinsinden sayılan bir maddeye sürerek yüzü ve iki kolu (elden dirseklere kadar) mesh etmekten ibaret hükmi temizlik demektir. Teyemmüm; ibadet için gerekli olan abdest ve guslün, suyun bulunmaması durumunda onun yerine geçen, temizleme işlevini gören toprakla yapılmasıdır.

Teyemmümün meşruiyeti Kitap ve sünnetle sabittir. Peygamber Efendimizin ﷺ Medine’ye hicretlerinin beşinci yılında, Mustalikoğulları Gazvesi esnasında, ordu susuz bir yerde gecelemek zorunda kalmıştı. Sabah olduğunda namaz kılmak için abdest alacak su bulunamayınca şu ayet-i kerime nazil oldu:

“Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla mesh edin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (Maide, 6)

Teyemmüm ile namaz kılmalarına izin verilen sahabiler buna çok sevindiler ve teyemmüm ederek sabah namazlarını kıldılar.

Teyemmümün meşruiyeti Hz. Peygamber’in fiili, kavli ve takriri sünnetleriyle de sabittir. Bu hususta, “Benden öncekilere verilmeyen beş şey bana verildi: Yeryüzü benim için mescit ve temiz kılındı…” (Buhari, Teyemmüm, 1),

“On yıl su bulamasa da temiz toprak Müslümanın temizlenme aracıdır” (Tirmizi, Taharet, 92) gibi hadisler zikredilebilir.

İmran b. Husayn anlatır: “Bir seferde Hz. Peygamber ﷺ ile beraber bulunuyorduk. Geceleyin bir miktar yol katettik. Nihayet gecenin sonunda yorgun düştük ve uyuduk. Sabah olunca Rasulullah ﷺ bize namaz kıldırdı. Namazdan sonra yüzünü cemaate dönünce bir kişinin ayrı bir kenara çekilmiş, cemaatle namaz kılmamış olduğunu gördü. ‘Ey falanca, neden bizimle birlikte (cemaatle) namaz kılmadın?’ diye sordu. O kişi, ‘Ya Rasulullah! Ben cünüptüm. Su da bulamamıştım’ cevabını verdi. Bunun üzerine Rasulullah ﷺ ‘Temiz toprağa bak! O sana yeter!’ buyurdu.” (Buhari, Teyemmüm, 9)

Ayet-i kerimede de geçtiği üzere teyemmümün meşru kılınmasındaki maksatlardan biri de suyu kullanmaya mani bir hastalığın bulunmasıdır. İslam’da bedenin ve canın korunması esastır ve bu zaruret-i hamseden biri sayılmıştır. Dolayısıyla hasta veya yaralı iken abdest alması durumunda rahatsızlığının daha fazla artacağını bilen kişinin, su kullanarak abdest almak yerine toprakla teyemmüm etmesi meşru sayılmıştır. Bu konuda Cabir şöyle bir rivayette bulunmuştur:

“Bir yolculuğa çıkmıştık, birimizin başına taş düştü, başı yarıldı. Sonra bu kişi ihtilam oldu. Arkadaşlarına, ‘Teyemmüm etmem için ruhsat var mı?’ diye sordu. Arkadaşları, ‘Sen suyu kullanmaya kadirsin, sana bu hususta bir ruhsat bulamıyoruz’ dediler. Adam yıkandı ve bundan dolayı hastalanarak öldü. Rasulullah’ın ﷺ huzuruna gelince durum kendisine bildirildi. Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu: ‘Yazıklar olsun, onu öldürmüşler. Bilmiyorlarsa soramaz mıydılar? Şüphesiz cahillik bir hastalıktır, tedavisi sormak ve öğrenmektir. O kişiye teyemmüm yapması, yarasının üzerine bir sargı bağlayıp, üzerine mesh edip diğer tarafları yıkaması yeterli idi.” (Ebu Davud, Taharet, 127)

Teyemmümün Sebepleri

Teyemmümün abdest ve gusül yerine geçen bir hükmi temizlik oluşu ancak belirli sebep ve mazeretlerin bulunması halinde geçerlidir. Bunları şöyle sayabiliriz:

1- Abdest veya gusle yetecek kadar su bulamamak

Hiç ya da abdest alabilecek kadar su bulamamak, su yolunda bir tehlikenin varlığı, suyun bir milden daha uzakta olması, suyun yüksek fiyatlarla satılması veya kişinin su almaya yetecek parasının bulunmaması gibi sebepler teyemmümü mübah kılan özürlerdendir. Bu hususta mukim ile yolcu aynı hükümlere tabidir. Ayrıca yanında sadece içmek veya yemek pişirmek gibi zaruretler için su bulunan kişi de teyemmüm edebilir. Yanında su bulunduğunu unutan yolcu, teyemmüm edip namaza başladıktan sonra suyu hatırlarsa namazını bozarak abdest alması gerekir. Namazı bitirdikten sonra suyu hatırlarsa namazı kaza etmez. Namaz vakti çıkmadan su bulacağını ümit eden kişinin, namazı vaktin sonuna kadar geciktirmesi efdaldir. Ancak su bulacağını ümit etmiyorsa vaktin evvelinde kılması daha faziletlidir.

Bir kimse, soracak kimse bulamadığından ve kendisi de bilmediğinden dolayı, çok yakınında bulunan bir suyun yanında (habersizce) teyemmüm edip namaz kılmış olsa, bu caizdir. Fakat eğer soracak kimse olduğu halde, su olup olmadığını sormadan teyemmüm eder ve bu halde namaz kılarsa; namaz kıldıktan sonra bir kimseye sorar ve o kişi de suyun yakın olduğunu haber verirse, kılmış bulunduğu namaz caiz olmaz.

2) Suyu kullanmaya gücü yetmemek

Hırsızlıktan korkma, vahşi hayvan korkusu, zorlanma, hapsedilme, kuyudaki suya ulaşmak için gerekli olan alet-edevatın bulunmaması gibi sebeplerle suyu kullanmaktan aciz kalan kimse teyemmüm yapar.

Felç ve benzeri hastalıklar sebebiyle hareket edemeyen, ellerini kullanamayan ve kendisine yardım edecek kimsesi de bulunmayan hasta teyemmüm yapar. Maddi imkanı olan ve normal bir ücretle yardımcı tutabilen kişinin teyemmüm yapması ise caiz değildir.

Cenaze veya bayram namazlarını kaçırma korkusu gibi sebepler teyemmümü mübah kılar. Kişi, hazır olan bir cenazenin namazının, kendisi abdest alıncaya kadar kılınacağından korkarsa ve cenazenin sahibi değilse, teyemmüm etmesi caizdir. Fakat kendisi cenazenin sahibi ise teyemmüm etmesi caiz değildir. Çünkü cenaze namazını erteleyebilir.

3) Hastalık veya iyileşmenin gecikmesi

Su kullanıldığı takdirde hasta olmaktan veya hasta ise hastalığının uzamasından, iyileşmesinin gecikmesinden korkan kimse teyemmüm eder. Bu konuda Müslüman ve uzman bir doktorun görüşüne başvurulur.

Suyun sağlık açısından ciddi tehlike içerdiği durumlar da teyemmümü meşru kılan sebeplerdendir. Zatü’s-selasil Gazvesi’ne katılan Amr b. As, soğuk bir gecede ihtilam olmuş, teyemmüm ederek arkadaşlarına sabah namazı kıldırmıştır. Amr b. As bunu Rasulullah’a ﷺ anlattığında, Rasulullah ﷺ onun yaptığı işin doğruluğunu reddetmemiştir. (Buhari, Teyemmüm, 7; Ebu Davud, Taharet, 124)

Yusuf Yakubov