Ana sayfa

MEKKE’DEN HİCRET

MEKKE’DEN HİCRET

Müşriklerin devamlı eziyet ve takip etmelerine karşı Peygamberimiz ﷺ en doğru kararı vermişti bütün Müslümanlara İslam’a girdiklerini söylemelerini yasakladı. Onlarla gizli buluşuyordu. Eğer onlarla açık bir şekilde buluşsaydı tebliğ davası sekteye uğrayabilirdi. İman etmişler Kur’an-ı ve dinlerini öğrenemezlerdi. Bunun dışında iki grup karşı karşıya gelebilirdi gerçi peygamberliğin dördüncü yılında bu oldu.

 

Sahabeler ibadet için genelde mağaralarda ki bölmelerde buluşurlardı. Bir gün müşrikler onları gördü çok hakaret ettiler hatta saldırdılar da. Bu saldırı sırasında Saad b. Ebu Vakkas birine vurdu ve ondan kanlar akmaya başladı. Onun için gizli bir şekilde ibadet etmek o zaman en akıllıca bir karardı. Peygamber Efendimize gelince o ibadetini, tebliğini hep açık bir şekilde yapıyordu kimse ona engel olamazdı.

Erkamın Evinde Gizli Buluşma

Darü’l-Erkam, Hz. Peygamber ﷺ ‘in ilk yıllarında Mekke’de İslâmiyet’i tebliğ ettiği evdir. ilk Müslümanlardan Erkam b. Ebü’l-Erkam el-Mahzûmi’ye aitti. Mekkeli müşriklerin giderek artan zulüm ve baskıları yüzünden Hz. Peygamber ﷺ Mescid-i Haram içinde Safa tepesinin eteklerinde bulunan bu evi kendine ikametgâh olarak seçti. Burada bir yandan ashâb-ı kirama dinî bilgiler öğretirken bir yandan da ilâhî gerçeği arayan insanları İslâm’a davet ediyor, onlara Kur’ân-ı Kerîm okuyor ve onlarla birlikte namaz kılıyordu.Hz. Peygamber ﷺ ‘in bu evdeki faaliyetlerinin sonucunda birçok kimse Müslüman olmuş, Hz.Ömer de İslâmiyet’i burada kabul etmişti. Erkam henüz on altı yaşındaydı. Oğlu Osman’ın rivayetine göre Erkam İslam’a girmiş kişilerden yedincisiydi. Erkam’ın evinin seçilmesi tesadüf değildi çünkü onun Müslüman olduğunu kimse bilmiyordu o bunu iyi gizlemeye başarabildi. Erkam Mahzum kabilesindendi o kabile Haşim Oğullarıyla devamlı bir rekabet halindeydi. O rekabet daha da arttı Mahzum kabilesinde kimsenin aklına gelmezdi kabileden birinin Müslüman olabileceği. Bunu akıllarından bile geçirmek yasaktı çünkü Muhammed onların en büyük düşmanı olan Ebu Cehil’in akrabasıydı.

 

Etiyopya’ya İlk Hicret

Müslümanlara karşı baskılar artmaya başladı peygamberliğin ya dördüncü yılın başında ya da ortasında. İlk olarak o baskılar hafifti fakat günler aylar geçince sertleşti ve dayanılmayacak duruma geldi. İşkenceler başladı Mekke artık onlar için yaşanacak yer değidi. Bu zor dönemlerde müşriklerin soruları üzerine Kehf suresi indi. Orada mağarada olan gençlerden bahsetti ve hayatı tehlike olduğunda hicret etmek gerektiğini anlattı. Sonra Zümer suresi indi, onuncu ayetinde şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın arzı geniştir. Ancak hakkiyle sabredenlere mükâfatları hesapsız bir tarzda ödenecektir.” (Zumer, 10.)

Allah’ın ﷻ Elçisi Habeşistan kralı olan Necaşi’nin adil bir insan olduğunu biliyordu. Onun hükümdarlığı sırasında kimseye baskı ve zulüm uygulanmadı. Peygamber efendimiz sahabelere oraya hicret etmeye emretti. Recep ayında peygamberliğin beşinci yılında ilk grup Etiyopya ya hicret etti. O grupta on iki erkek ve dört kadından ibaretti. Hz. Osman da bu gruptaydı. Onun yanında Efendimizin ﷺ kızı Rukiye de vardı. Onlar hakkında peygamber efendimiz şöyle dedi: Onlar Allah ﷻ yolunda hicret eden ilk aileydi İbrahim ve Lut den sonra.

Hicreti tanınmamak için gece karanlığında yaptılar. Müslümanlar Şuayb limanına gittiler orada Etiyopya ya giden iki adet gemi bekliyordu. Kureyş’liler öğrendiler hicreti ve hemen peşlerinden gittiler ama yetişemediler, gemiler gitmişti.

Etiyopya da onları çok sıcak karşıladılar. Aynı yılın Ramazan ayında efendimiz Kâbe’nin yanına geldi orada çok Kureyşliler ve büyükleri bulunuyordu. Orada beklenmedik şekilde Necm suresini okumaya başladı. İçinde secde ayeti bulunan sûrelerden ilk nâzil olan Necm sûresi idi.

Allah Rasûlü ﷺ secde âyetine gelince secde ettiler, bunun üzerine orada bulunan Müslüman, müşrik, cin, insan herkes secdeye vardı. Sadece Ümeyye bin Halef secdeye gitmedi. Bir avuç toprak alarak onun üzerine secde etti.

Belki de müşrikler, evvelki ümmetlerin helâkini işitince kendilerine ârız olan korku ve dehşet sebebiyle Rasûlullah ﷺ Efendimiz’le birlikte secde etmişlerdir. Bunun üzerine Kureyş Müslüman oldu diye bir şâyia yayıldı. Mekke’deki bu barış ve esenlik havası hakkındaki haber, böylece Habeşistan’a kadar gitmiş ve oradaki insanlar da bu haber üzerine Mekke’ye dönmüşlerdir. Mekke’ye yaklaştıklarında, civardakilerden Mekke hakkında duydukları hiç de öyle olmadığını, Mekke’de Müslümanlara yine yoğun baskılar ve işkenceler yapıldığını öğrendiler. Ancak, “ne olursa olsun, geri dönemeyiz” diyerek, çeşitli yollarla Mekke’ye girdiler.