Ana sayfa

Öğrenmek ve i̇nceli̇kleri̇

Öğrenmek ve i̇nceli̇kleri̇

Dikkat: Şimdi okuyacakların öğrenim hayatın boyunca sana lazım olacak bilgiler içerir!

Öğretmenlik cidden zor meslek… Düşünsene karşında 30 kişilik bir öğrenci topluluğu var ve hepsi ayrı ‘dünyalarda’ yaşıyor. Ve sen, öğretmen olarak o öğrencilere ayrı ayrı ‘uyduluk’ ediyorsun. Çıldırırsın!

Şimdi ‘bir saniyeliğine’ kendini öğretmenin yerine koy! (Süren doldu.) O ‘bir saniye’ ne zor geçti, değil mi?

İyisi mi sen öğrenciliğinin tadını çıkarmaya devam et. Tabi ki öğretmenine hayatı zindan etmeden!

Öğrencinin İlk Ödevi

Öğretmenlerin kıymetini bilmek lazım. Çekilecek dert değil hakikaten! Öğretmeni onurlandırmak için de bazı ‘ödevleri’ uygulamak yeterli olacaktır.

Bir öğrencinin okuldaki ilk ödevi öğretmenine ve ilim sahibi kimselere gereken edebi göstermesi olmalıdır. Bu yüzden öğretmenine karşı saygılı olmalı ve hangi şartlarda olursa olsun ona teşekkür etmeyi bir borç bilmelidir. Çünkü öğretmen, ‘bilgi’ ile ‘öğrenci’ arasında bir köprü gibidir.

Öğrenci edebe aykırı hareket ederse dünyadaki tüm ilimleri bilse de ‘kitap yüklü eşekten’ farksız olur. Bu konuda ebeveynlerinizden çokça atasözü, deyim ve hikâye işittiniz değil mi?

Öğretmenini Sevmiyor Musun?

Öğretmene duyulan saygı o kişinin şahsına değil, öğrettiği bilgiyedir. Nitekim bir kimseye ‘eğitim verme yetkisi’ layık görülmüşse öğrenci bunu tartışamaz. Zira bu saygısızlık olur. Ancak elinden geliyorsa saygısızlık etmemek şartıyla öğretmenini değiştirebilir.

Neticede bilgiyi lütfeden Hak Teâlâ’dır. Bu yüzden bilgiyi elde ederken, bilginin öğrenildiği kişiye kuruma da saygı gösterilmezse olmaz.

Öğrenci Öğretmenine Nasıl Davranmalı?

  • Öğretmeniyle konuşurken nazik olmalı; çok yüksek ve kaba ya da çok alçak ve belirsiz ses tonuyla hitap etmemelidir.
  • Ona karşı daima mütevazı davranmalıdır.
  • Öğretmen bir şey söylediğinde onu dikkatlice dinlemelidir.
  • Soru sorarken izin istemeli, mümkünse ayağa kalkmalı. Sesinin ona rahatça ulaşacağı şekilde yanına yaklaşmalıdır.
  • Gereksiz ve laubali sorular sormaktan kaçınmalı ve bu gibi davranışlarda bulunan kimselerden uzak durmalıdır.
  • Öğretmeni hakkında kötü konuşulduğunda buna engel olmalı ya da oradan uzaklaşmalıdır.
  • Anne babasına ettiği gibi öğretmenine de daima dua etmelidir.
  • Kendisini ikaz eden öğretmenine, hatasını gösterdiği için teşekkür etmelidir.
  • Hiçbir şekilde öğretmenine küsmemeli, ondan yüz çevirmemelidir.
  • Öğretmeni hakkında karşılaştığı bazı olumsuz durumlara karşı sabretmeli, böyle bir durumda öğrenimini terk etmemelidir.
  • Zaman zaman öğretmeninden kaynaklanan bazı kabalıklarla karşılaşabilir. Bunlara katlanmalı ve sabretmelidir. Zira öğretmeninin karakteri kötü olsa da öğrenci ilmi öğrenmek için fenalıklara sabretmelidir.

Öğrenci Midesi

Öğrenci milletinin hâli aynıdır. Ders kitapları sürekli açıktır ama nedense bir türlü okunmaz. En ön sırada oturup ikide bir arkasını dönen gözlüklünün bilmiş bilmiş sırıtan suratı akla gelmese, benliğe savaş açılıp da ders çalışma seanslarına başlanmaz bile.

Gelgelelim bu kez de ‘okuduğunu anlamama’ tehlikesi baş gösterir. Dişlenen kalem arkaları ve silgilerde müthiş sanat eserlerinin ortaya çıkması bu sebepledir. Ders masasının etrafında, sandalyenin üzerinde akla hayale gelmeyen akrobatik hareketler denenmesi de. Sonuç olarak, öğrenci bir türlü derse konsantre olamaz.

Konsantrasyon Denemeler

Uflayıp puflayıp, “Hele bir oyun oynayıp beynimi rahatlatayım, zihnim açılır.” ya da “Bir şeyler atıştırayım da şuurum açılsın.” diyerek ara verdiği derse ‘konsantre’ olmayı umut eder öğrenci. Sonra nasıl olursa, birden beyin var gücüyle çalışıverir. En zor oyunlar başarıyla kazanılır, seviyeler birer birer atlanır! Yemekler yenir, diziler filmler izlenir, gezilir, sohbetler edilir. Derken neden sonra sınava saatler kaldığı fark edilir! Halbuki derse ‘konsantre’ olmaya çalışırken sınava henüz haftalar vardı!

Hastalık Varsa Tedavi De Var!

Aslında bu bir hastalık gibidir. Tedavi için öncelikle kişinin kendini buna hazır hissetmesi gerekir. Çünkü bu tedavi, büyüdüğünün farkında olan, sorumluluk sahibi kişilerde işe yaramaktadır. “Ben hastalığımdan memnunum, tedavi istemez!” diyenlerden olmadığınızın farkındayız. Bu yüzden hemen konuya dönelim.

Tedavi için sloganımız: “Öğrencinin beynine giden yol midesinden geçer!” Aşağıda yer alan perhizdeyse bu sloganımızın açılımı yer alıyor. Tembellikten kurtulmak, hafızaya can katmak ve dikkate takla attırmak için. Allah hepimize daima sıhhat, sağlık ve afiyet versin. Âmin.

Kendinizi Geri Zekalı Sanmayın!

Hepimiz, gençler üzerinde “Bundan bi’ şey olmaz ama diğeri atom karınca gibi maşallah!” türünden değerlendirmeler yapan ‘zekametre’ büyüklerle karşılaşıyoruz. Doğrusu bu gibi ölçümler baskülle ateş ölçmeye benziyor! İşte bu yüzden ciddiye almamak lazım.

Aslına bakarsanız her sağlıklı genç zekidir. Bazıları “O zaman ben neden bu zekâyı kullanamıyorum?” sorusunu sorabilir. Bizim istediğimiz de bu zaten! Gelin, hep beraber er meydanına çıkan şu soruya bi’ el ense çekelim ve onu yerle yeksan edelim!

Gözlerden Anlaşılır!

Zeki ve uyanık insanlar için “Cin gibi bakıyor.” denir. Biraz kötü bir benzetme ama zekânın gözlerle olan bağlantısını göstermesi bakımından anlamlı. Gözler zekâyı yansıttığı kadar onu etkiler de.

Çünkü onlar beynin birer penceresidir. Pencereden içeri giren şeyler beyni ya açar ya da tıkar. Berrak bir suya benzeyen genç ve temiz beyin kirlenip bulandığı zaman sistemi karışır ve tıkanır. Dolayısıyla sağlıksız bir süreç başlar.

Peki gözler nasıl kullanılmalıdır ki sistem karışmasın? Bunu kısaca şöyle açıklayabiliriz: Bakılmaması gereken yerlere ve şeylere bakmamak gerekir. Bunun için de fıkıh kitaplarından yeteri kadar bilgi alabilirsiniz.

Beyin Temizleme Formülü

Diyelim ki beynimiz kirlendi, temizlemenin bir yolu yok mu? Elbette var; pencereleri doğru yöne çevirmek. İnsanoğlunun bakabileceği ve zihnini berraklaştıracağı en doğru şey Kur’an ı Kerim’dir. Her gün bir ayet dahi olsa Kur’an ı Kerim’i bakarak (yüzünden) okumak beyni tıkayan bakterileri temizler, sistemi düzene sokar. Ne, yoksa siz hala Kur’an okumayı öğrenmediniz mi?

Zekânın Bereketi Kaçmasın!

Bilgiyle irtibatımızı doğru kuramıyorsak, istersek süper zeki olalım, zekânın bereketi kaçabilir. Peki, doğru irtibat nedir?

Aldığımız eğitimin zekâ parıltılarına dönüşmesi için, öncelikle dersin kendisine, kitaplara ve eğitmene saygıyı muhafaza etmek gerekir. Eğer bu konuda gevşeklik gösterilirse “Ya biz bu konuyu işlemiş miydik?” türünden sorular sorabilirsiniz. Peki, nerede o bilgiler, nereye uçtular?!

İkinci olarak, okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler diziler de önemlidir. Eğer ahlak kurallarına aykırı şeyler okunur veya izlenirse zekânın bereketi kaçar. Daha iyi anlaşılsın diye söylüyorum: Son model akıllı telefonu çakma şarj aletiyle şarj ederseniz, telefon infilak eder!

Çalış Çalış Bi’ Yere Kadar!

Öğrenim yolunda günü gelir de zihninde ‘çok çalışan çok kazanır’ gibi bir fısıltı duyarsan itibar etme. Vesvesedir vesvese. Bu fısıltının yerine ‘gerektiği gibi çalışırsan fazlasıyla kazanırsın’ teorisini yerleştir. “Tabi ki çok çalışan çok kazanır!” dediğini duyar gibiyim. Etme! Çünkü kazandığının karşılığı olarak farkında olmadan bir şeyler kaybedersin. Tıpkı ipi fazlaca çıkan mum gibi. Işığı çok verir ama erkenden tükenir. İpin ucunu gerektiği gibi dengeli çıkarırsan mum yeteri kadar ışık verir ve kolay kolay da tükenmez. Lafın kısası, her işte dengeli olmak lazım. Çünkü her şeyin en hayırlısı orta seviyeli olanıdır.

Bedeni Yor, Zihni Dinlendir

Öğrenim yolunda çalışmanın yanı sıra spor yapmayı, yürüyüşe çıkmayı, zihni dinlendiren birtakım işlerle uğraşmayı ihmal etmemen lazım. Ders çalışmak ne kadar önemliyse zihni dinlendirmek de bir o kadar önemlidir. Mesela yüzmeyi denedin mi hiç? Peki ya Osmanlı yayı kullandın mı? Bilmediklerini araştırabilir, işin uzmanlarından kısa sürede öğrenebilirsin. Günlük kısa yürüyüşler yapmak da sana iyi gelecektir. Yeter ki yaptığın şeyi düzenli, sistemli olarak yap! Sonuçta istemediğin kadar çok yapacak şey var hayatta. Bu arada, yaptığın aktivite her ne olursa olsun sistemli yapmazsan âlim olayım derken cahil kalırsın, ona göre.

Bir de spor dediğimiz zaman şiddet, aşırılık, fanatizm içeren ya da aşırı derece efor sarf ettiren, vücudu fazlasıyla yoran, günlük yapılamayan sporları anlamayasın! Daha çok vücudu zinde tutan, uzmanlar tarafından tavsiye edilen ata binme, güreş vs. gibi spor türlerini tercih etmelisin.

Sanat Zihni Dinlendirir

Spor yapmayı sevmiyorsan farklı alanlarda da boy gösterebilirsin. Mesela hüsn ü hat ve ebru sanatı gibi kültürel değeri olan önemli alanlara merak sarabilirsin. Bu tür uygulamalar hem zihnini dinlendirir hem de el becerilerini geliştirir. Haa bu arada sanat demişken aman ha dikkat sanat vaaar sanat var.

Unutma! Dama, satranç, okey vs. gibi oyunlar hem zihnini gereksiz yere yorar hem de kıymetli zamanını fazlasıyla alır. Senin rahatlamaya ihtiyacın var. Strese girmeye değil! Zihni sürekli ve aşırı oranda çalıştırmak uzun vadede işe yaramaz.

Bunları Yapın!

  • · Ne az ne fazla, doyacak kadar yiyin.
  • · Yemeye en lezzetli yemekten başlayın.
  • · Yediklerinizin muhtevasını bilin.
  • · Balgam oluştuğunda kuru ekmek yiyin.
  • · Devamlı misvak kullanın.
  • · Günde 21 adet siyah kuru üzüm yiyin.
  • · Lifli yiyecekleri tercih edin.
  • · Bal şerbeti için.
  • · Şekerle karıştırılmış günlük otu yiyin.
  • · Belli miktarda çörek otu ve kuru yemiş tüketin.
  • · Bitkisel çaylar için.

Bunlardan Kaçının!

  • · Haram gıda yemeyin.
  • · Mideyi tıka basa doldurmayın.
  • · Aşırı su içmeyin.
  • · Doyduktan sonra yiyip içmeyin.
  • · Yok denecek kadar ‘az’ yemekten kaçının.
  • · Zorda kalmadıkça çarşıda, pazarda ve güvenilmeyen yerde yemek yemeyin.
  • · Eğlence ve çalgı olan yerlerde yiyip içmeyin.
  • · Mazeretsiz, sol elle yemeyin.
  • · Başkasının önünden yemeyin.
  • · Balgam oluşturan gıdaları tüketmeyin.
  • · Temizlik standartlarına uymayan gıdaları tüketmeyin.
  • · Kuru kişniş yemeyin.
  • · Mezarlıkta yiyip içmeyin.
  • · Ekşi ve hazmı zor olan yiyecekler yemeyin.
  • · İsrafta bulunmayın.
  • · Kırk günden fazla kuru yemek yemeyin. Muhakkak sulu yemek de tüketin.( Fastfood, kuru yemek sayılır.)
  • · Asitli içeceklerden ve zararlı yiyeceklerden sakının.

MUHAMMED ABBASOĞLU