NAMAZIN FARZLARI (SIHHAT ŞARTLARI VE RÜKUNLARI)

Namazın geçerli olabilmesi için gerekli şart ve rükunlara namazın farzları denir. Bu farzların bir kısmı namazdan önce ve namaza hazırlık mahiyetinde olduğu için “namazın şartları” olarak adlandırılır. Diğer bir kısmına ise “namazın içindeki farzlar” denir. Namazın varlığı bunlara bağlı olduğu, yani bu farzlardan her biri namazın bir cüzü mahiyetinde olduğu için “namazın rükünleri” olarak da isimlendirilir. Namazın farzlarından herhangi birinin eksikliği durumunda namaz sahih olmaz.
Namazın Şartları
1. Hadesten Taharet
Hades, hükmi kirlilik demektir. Abdestin olmaması durumu “küçük hades”; cünüplük, adet görme (hayız) ve lohusalık gibi gusletmeyi gerektiren durumlar ise “büyük hades” diye adlandırılır. Bu durumda hadesten taharet, abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül alması gereken bir kimsenin gusletmesi yani boy abdesti alması demektir.
Namaz kılacak kişinin, cünüp ise yahut adet, lohusalık halleri sona ermişse boy abdesti almadan; bu durumlardan biri söz konusu değilse de abdest almadan namaz kılması geçerli olmaz. Su bulamayan veya bulduğu halde kullanma imkanı olmayan kişi, abdest yerine teyemmüm eder.
2. Necasetten Taharet
Namazın geçerli olabilmesi için bedenin, elbisenin ve namaz kılınacak yerin namazın sıhhatini engelleyecek miktara ulaşan necis maddelerden temizlenmesi şarttır.
Bir kimse bilmeyerek namazın sıhhatini engelleyen bir miktara ulaşan necaset bulaşmış bir elbise ile kıldığı namazı, elbisesini temizledikten sonra yeniden kılar. Hanefi mezhebinde benimsenen görüşe göre namaz kılınacak yerin temizliği ile ilgili asgari şart; ayakların, ellerin, dizlerin ve alnın konacağı yerlerin temiz olmasıdır.
3. Setr-i Avret
Setr kelimesi örtmek, avret kelimesi ise örtülmesi gereken yer demektir. Dini terim olarak örtülmesi farz olan, başkalarının bakmasının caiz olmadığı uzuvlara avret mahalli denir. Hanefi mezhebinde erkeklerin avret yeri sayılan uzuvları, göbek ile dizlerin altına kadar olan kısımdır. Bu sınırlar konuyla ilgili hadiste ifade edilmiştir. Kadınların ise yüz ile eller hariç, bütün vücudu avrettir. “… Kadınlar kendiliğinden görünen kısımlar dışında ziynetlerini göstermesinler…” (Nur, 31) ayetinde “kendiliğinden görünen kısımlar”ı Hz. Peygamber ﷺ “eller ve yüz” olarak açıklamıştır. (Ebu Davud, Libas, 31)
Kadınlar hakkında, namazda ayaklarının avret sayılması konusunda görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte öne çıkan görüş, avret olmadığı yönündeki görüşüdür. Yine de bu şüpheden kurtulmak için ayakları örtmek evladır. Hz. Peygamber’in ﷺ “Allah, büluğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez” (Tirmizi, Salat, 160) hadisi ise başörtüsüz kılınan namazın geçerli olmayacağını ifade eder. Giyilen elbisenin de vücudun rengini gösterecek şekilde ince ve şeffaf olmaması gerekir. Ancak, vücudun hatlarını belli eden dar ve bedene yapışık elbise ile kılınan namaz mekruh olmakla birlikte geçerlidir. Namaz kılan kişinin avret sayılan yerlerinden birinin dörtte bir kadarı ve fazlası, bir rükun miktarı açık bulunsa namazı bozulur.
Namazın içindeki ve dışındaki farzların anlatımı, bir sonraki sayımızda devam edecektir.