Ana sayfa

GUSÜL

GUSÜL

Guslü gerektiren durumlardan ötürü ağız, burun dahil vücudun her tarafını hiçbir kuru yer kalmayacak şekilde yıkamaya “gusül” denir. Bu temizlik bütün vücudun yıkanması şeklinde olduğu için “boy abdesti” diye de isimlendirilmiştir.

Guslün farziyeti Kitap ve sünnetle sabittir:

“Eğer cünüpseniz iyice temizlenin” (Maide, 6)

“Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tövbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever” (Bakara, 222)

Ayetleriyle ve Hz. Peygamber’in ﷺ sözleri ve uygulamalarıyla guslün farziyeti sabit olmuştur. Cünüplük halinde veya hayız ve nifas sonrasında gusül abdesti almak, akıl baliğ olan her mükellefe farz kılınmıştır. Cünüplük, hayız ve nifas hali “hükmi kirlilik” veya “büyük hades” olarak adlandırılmıştır.

Guslün Çeşitleri

Gusül abdesti almanın hükmü insanların içinde bulunduğu durumlara göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla birkaç çeşit gusülden bahsedilir. Bazı durumlarda gusletmek farz, bazı durumlarda ise sünnet ya da menduptur.

Guslün Gerekli (Farz) Olduğu Durumlar

Hükmi kirlilik hali sayılan cünüplük, hayız ve nifas halleri guslü gerektiren üç temel sebeptir:

1. Cünüplük: Cünüplük, manevi kirlilik halidir. Akil ve baliğ olan kadın ve erkek bir Müslüman, her ne suretle olursa olsun cünüp olduğu zaman gusül abdesti alması üzerine farzdır. Çünkü Yüce Allah ilgili ayette şöyle buyurmuştur: “Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin.” (Maide, 6)

2. Hayız: Hayız, sağlıklı, akil ve büluğa ermiş bir kadının rahminden bir hastalık veya lohusalık dışında her ay belirli aralıklarla ve bir süre kan gelmesi durumuna denilir. Bu duruma, aybaşı hali, adet kanaması ve adet hali de denilir. Adet halinin süresi kadından kadına değişir. Adetli bir kadının hayız kanı kesildikten sonra gusletmesi farzdır. Çünkü İslam, kadınların içinde bulundukları bu durumu bazı ibadetlere engel kirlilik hali (bir nevi cenabetlik) olarak kabul etmiş ve bu durumdan kurtulan kadınların gusletmelerini emretmiştir.

3. Nifas: Nifas, kadından doğumun peşinden gelen kan demektir. Aynı zamanda kanın gelmesiyle oluşan ve bazı ibadetlerin yapılmasına engel olan hükmi kirlilik (hades) durumunu da ifade eder. Kendisinden bu doğum sonrası kanı gelen kadınlara “lohusa” adı verilir. Lohusa dönemi sona erdikten sonra gusletmek farzdır. Çünkü adetli kadınlara yaklaşmayı yasaklayan ayetin (Bakara, 222) aynı zamanda lohusalar için de delil olduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca bu konuda Hz. Peygamber’den ﷺ gelen hadisler de vardır. Bu hadislerden biri şöyledir:

“Rasulullah döneminde lohusa kadın, kırk gün kırk gece namaz kılmayıp otururdu.” (Ebu Davud, Taharet, 121)

Bu hadis bize lohusanın da hükmen cünüp sayıldığını, bu sebeple de gusletmesinin farz olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla hayız ve nifas kanlarının kesilmesiyle veya bu durumlar için belirlenen sürelerin sona ermesiyle gusül farz olur.

Gusülsüz Yapılamayan İşler ve Yasaklar

Cünüp, hayız ve nifas halinde bulunan bir kimse;

1. Farz ve nafile namazları kılamaz.

Cünüplük, hayız ve nifas halleri, hades yani abdestsizlik halleridir. Bu durumlar sona erene kadar namaz kılınamaz. Erkeklerin cünüplük hali gusletmeleriyle, kadınların hayız ve nifas halleri ise kendilerindeki bu halin sona erip gusletmeleriyle son bulur. Kadınların hayız ve nifas hallerindeyken namaz kılmaları haramdır. Hz. Peygamber ﷺ adet gören kadınların bu günlerde namaz ibadetini eda edemeyeceklerini belirtmiştir. Ayrıca bu günlerde kılınmayan namazların, temizlik günlerinde kaza edilmesinin gerekmediği de açıklanmıştır.

Rasulullah ﷺ kendisine gelerek, devamlı kanama geçirdiğini, temizlenemediğini ifade eden ve

“Bu durumda namazları terk etmem gerekir mi?” diye soran Fatıma binti Ebi Hubeyş’e, “Hayır, bu anlattığın hayız kanaması değil, bir başka sebepten gelen kan sızıntısıdır (zalike ırkun). Hayız kanaması gördüğün zaman, namazı bırak ve hayız halin sona erince, kanı temizleyerek guslet ve namaz kıl” buyurmuştur. (Buhari Hayz, 19, 24; Vudu, 63; Müslim, Hayz, 62)

2. Tilavet secdesi yapamaz.

3. Hutbe okuyamaz.

4. Kabe’yi tavaf edemez.

5. Kur’an-ı Kerim’e ve üzerinde Kur’an ayetleri yazılı bulunan kağıt parçalarına dokunamaz. Bunlara dokunmak mecburiyetinde kalırsa bir bezle veya kılıf içinde dokunabilir. Mushaf’ın kılıfından murat, çanta gibi ayrı kese veya emsalidir. Çünkü Mushaf’a bitişik olan her şey Mushaf’tan sayılır.

6. Ezberden de olsa Kur’an okuyamaz.

Ancak dua, zikir ve tesbihatları okumasında bir sakınca yoktur. Bundan dolayı dua mahiyetini taşıyan Fatiha, İhlas gibi bazı sureler de dua niyetine ezberden okunabilir. “Besmele”, “Lailahe illellah”, “Sübhanellah”, “el-Hamdu lillah” ve “Allahu ekber” gibi lafızlar cünüp, hayız ve nifas hallerindeyken söylenebilir. Fakihler, cünüp, hayız ve nifas hallerinde bulunan kimselerin, zaruret olmadıkça hadis, fıkıh ve tefsir kitaplarına dokunmalarının mekruh olduğunu söylemişlerdir. Zira çoğunlukla bu kitaplarda ayet-i kerimeler bulunmaktadır. Zaten bu durumda olanların kitaplardaki Kur’an yazılarına el sürmeleri caiz değildir. Bedende veya elbisede taşınan ve içinde ayet yazılı şeyler, ayrı bir kılıfla sarılırlarsa, onları taşımak caiz olur.mCünüp, hayızlı ve nifaslı kimselerin dokunmadan Kur’an’a bakmaları mekruh değildir.

7. Cünüp, hayız ve nifas halinde olan bir kimsenin, meşru bir mazeret olmaksızın mescide girmesi haramdır. Ümmü Seleme’nin (rh.a) anlattığına göre bir gün Hz. Peygamber ﷺ mescidin avlusuna girmiş ve yüksek bir sesle, “Cünüp ve hayızlının mescide girmesi helal değildir” buyurmuştur. (İbn Mace, Taharet, 126)

8. Hayız ve nifaslı kadının kocasıyla cinsel ilişkiye girmesi de haramdır.

Yusuf Yakubov