Hayatimiz i̇nternette

Bu konu hakkında konuşulanlar konuşuldu yazılanlar yazıldı fakat bende bu konuyu ele almak istiyorum. Belki yazdıklarım okuyucularımızı bu konuyu düşünmeye teşvik eder beni teşvik ettiği gibi.
Her sabah uyandığımda Allah «a hamdu sena getireceğim yerde ilk olarak elimi telefona uzatıp mesajları, mailleri kontrol ediyorum. Bu durum vicdanıma dokunmadı değil. Albert Einstein’ın söylediği gibi :
“en korktuğum şey ileride teknolojinin insanın yerini alması ve canlı görüşme yerine teknoloji üzerine yapılmasıdır. Bu durum asalak bir neslin geleceğinin habercisidir. O nesil hiçbir şekilde beynini yormayacaktır hesap işlerini hesap makinesiyle daha zor şeyleri de bu yöntemle çözecektir.”
Bence Einstein’ın işaret ettiği vakit geldi. Belki o nesil biz değiliz ama kesinlikle çocuklarımızın nesli olduğunun düşüncesindeyim. Çocuklarımız birinci sınıftan başlayarak ödevlerini internette yapıyorlar arama motorlarının yardımıyla. Anne ve babalarının da çocuklarından geri kalan yanları yok. Eskiden veli öğretmenle canlı görüşürdü, okula giderlerdi günümüzde maalesef o görüşmeleri whatshapp uygulamasından yapıyorlar. Bence bu gidişat iyi şeyler vaat etmiyor.
Düşünün birileri bizim kafamıza «Teknolojisiz hayat olmaz» cümlesini işledi ve biz çektiğimiz bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşmayı zorunluluk olarak görüyoruz. Gördüğümüz bir fotoğrafı beğenme ya da yorum yapma ihtiyacı hissediyoruz. Çeşitli oyunlar çocuklarımızın zihinlerini köreltiyor beyinlerinde büyük hasar bırakıyor. Tabii ki bu yapılanların boşuna yapıldığını düşünmüyoruz elbette birilerinin bir hesabı vardır.
Asalak nesil, teknoloji kurbanı olmuş durumda düşünün. GTA oyununu oynayan bir çocuk babasıyla beraber arabayla ilerlerken karşıdan karşıya geçenlere yol verdiğinde çocuk soruyor “baba onları neden ezmiyorsun? GTA oyununda ben onları eziyorum” diyor.
Bu çocuğun bilinçaltında şimdiden bu korkunç düşünceler yer edinmiş. İnternet denen virüs çok tehlikeli ve bu virüsten kurtulmak oldukça zordur hatta kimisi için imkânsızdır. Annelerimize ve babalarımıza hatta nenelerimize ve dedelerimize bakalım hepsi sosyal medyada! Neden? Çünkü biz oralardayız. Bizimle başka türlü iletişim kuramıyorlar.
Misafirliklerin yerini görüntülü konuşma almış durumda. Yaşadığımız çağ aslında insanları internete yönelmeye zorluyor. Onlar da ayak uydurma durumunda kalıyorlar. Benim küçük oğlum daha üç yaşında bile değil ama o da interneti açmamı istiyor.
Bir yaşındayken telefonun ekranının nasıl açıldığını, tv kumandasını kullanmayı öğrendi, iki yaşındayken de bilgisayarda girmek istediği yere fare yardımıyla giriyordu. Aklımıza gelen sorular, kim suçlu ve ne yapacağız?
İlk sorunun cevabı belli! Suçlu hepimiz.Peki, ikinci sorunun cevabı nedir? Bence o sorunun cevabı yoktur. Bu konuya dini boyuttan baktığımız zaman yine zararda olduğumuzu göreceğiz.
Hayatımızda en kıymetli şey zamandır ve biz sosyal medyada o zamanı adeta öldürüyoruz. Hâlbuki sosyal medyaya ayırdığımız vakti Kuran’ı, dini kitapları okumaya ayırsak fena mı olur?
Hem böylece en kıymetli olan zamanı israf etmemiş oluruz. Sosyal medyanın bizlere verdiği zararın hepimiz farkındayız aslında ama ondan vazgeçmek neredeyse imkânsız hale geldi. O zararı aynı zamanda sadece kendimize vermiyoruz! Eşlerimize, çocuklarımıza da veriyoruz. İstemesek de onlara vakit ayıramıyoruz, çocuklarımızın dertleriyle ilgilenemiyoruz, konuşup muhabbet edemiyoruz.
Zamanla bu durum çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Son olarak sizden ricam olacak umarım olumlu karşılarsınız. Bir günlüğüne telefonlarımızı kenara koyup ailemizle vakit geçirmeyi deneyelim. Çocuklarınız varsa onlarla da farklı aktiviteler yapalım siz de göreceksiniz ki internetsiz de hayatın tadı gayet güzel çıkıyor.
SOFIYA MUSAYEVA