Ana sayfa

Ashâb-i kirâmin şecaati

Ashâb-i kirâmin şecaati

Güzel ahlâk eğitimini Peygamber’den alan ashabı kiram ondan şecaat eğitimi de almıştır. Ashâb-ı kirâm pek çok savaşta şecaat destanı yazmıştır. Hendek savaşında yaşanan şu hatıra Ali şahsında ashabın şecaatini ifade etmektedir. Bilindiği üzere Hendek savaşında acem savunma taktiği uygulanmış ve düşmanın önüne hendek kazılarak direk hücumu engellenmişti. Böylelikle sayı ve teçhizat bakımından güçlü olan düşman ordusunun bu özelliklerinden istifade edememesi sağlanmıştı.

Müşrik ordusu içinde Amr bin Vüd da bulunuyordu. O cesareti ve savaşçılığıyla Arap yarımadasında meşhur bir savaşçıydı. Kimsenin geçemediği, hatta geçmeyi düşünmediği hendeği atıyla aşmış ve ashaba naralar atarak tehditler savuruyordu. Onun bu hali müminleri de hayrette bırakmıştı. Amr Arap geleneği üzere beyitler söyleyerek meydan okumaya devam ettti. Şöyle bağırıyordu:

Öldürülenlerinizin gideceğini söylediğiniz cennetiniz nerede?

Karşıma çıkaracağınız adamlarınız yok mu?

Bilinsin ki sesim kısıldı çağırmaktan, Hepsine ‘yok mu meydana çıkacak’ deyip durmaktan.

Ali ise Allah resulünden müsaade alarak ona şöyle cevap vermiştir:

Çok aceleci olma!

Sesine cevap veren ve acizlik duymayan,

Niyeti kesin, basireti, aklı başında olan (var).

Her kazananın kurtuluşudur doğruluk.

Şüphesiz ben de kurtulacağımı ümit ediyorum.

Ağıtlar yaktıracağım cenazene.

Gözleri açık bırakan müthiş bir darbeyle.

Hatırlanacak o darbe, harpler devam ettikçe.

Esasen Amr Ali'ye nazaran oldukça iri yapılı birisidir. Buna rağmen Ali geri durmamış ve zülfikar isimli kılıcıyla mübarezeye inmişti. Bu büyük bir fedakarlık ve şecaatti. Amr onun yapısını kendisine uygun görmeyerek çarpışmak istemedi. Ancak soyunun asil bir soy olduğunu ve Peygamber'in yakını olduğu öğrenince onunla savaşmaya karar verdi. Mübareze başladı. Kılıç ve kalkan sesleri ard arda duyuluyordu. Ali t şiirinde bahsettiği gibi Amr’ı destansı bir vuruşla öldürmeye muvaffak oldu. Ardından şu beyitleri haykırdı:

Hiç atlılar, hendek atlayıp, engel aşıp gelir mi böyle üstüme! Aklının sefihliği sürüklemişti onu tapmaya taştan putlara, Talip oldum doğruya, yöneldim kul olarak Muhammed’in Rabbi Allah’a Ey Ahzâb ordusu! Ey birlikler topluluğu! Sakın zannetmeyin, Yardımsız, çaresiz bırakır Allah dinini, Resûlü’nü.

Onun bu mücadelesi ve şiirleri ashabı kiramı çoşkuya gark etmişti. Müşrikler için Amr gibi yenilmez kabul ettikleri bir savaşçıyı kaybetmek moral bozukluğuna neden oldu. Ali t bir kez daha İslamı ve müslümanları şecaatiyle aziz etmişti. Şecaatiyle ön plana çıkan sahabi efendilerimizden bir diğeri de Berâ b. Mâlik’ti . O Allah Resûlü’nun hizmetlisi Enes b. Malik’in ağabeyiydi. Bir cihad öncesi şöyle seslenmişti, “Ey Medine ahalisi! Bugün artık Medine’nizi yok farzedin. Malınızı mülkünüzü yok farzedin. Bugün, sizin için sadece ve sadece Allah rızası vardır, cennet vardır.” Onun bu sözleri asırlardır müslümanların kendi vatan, millet ve namusunu korumak için cihada çıkarken düşündükleri şeyler olmuştur. O tüm gazve ve seriyyelerde büyük kahramanlık göstermiştir. Ancak “yalancı (sahte) peygamber” hadiselerindeki şecaati ayrı tutulmuştur.

İslâm ordusu Yemâme’de Müseyleme isimli yalancı ve sahtekarın ordusuyla çarpışıyordu. Müseyleme ve askerleri bir kaleye sığındı. Berâ b. Mâlik o gün eşine az rastlanır bir şecaatle kalenin duvarlarından atlayıp içeri girdi. Tek başına Müseyleme’nin askerleriyle çarpışarak kale kapısını içerden açmaya muvaffak oldu. Kapının açılmasıyla müslümanlar içeri girerek Müseyleme ve askerlerini bozguna uğrattı. Berâ b. Mâlik’in bu harpte seksen küsur yara aldığı bilinmektedir. Onun bu önemli savaşta gösterdiği gözü karalık ve yiğitlik asırlardır unutulmamıştır. Unutulmayan sahabilerden bir diğeri de Abdullah bin Revâha'dır .O çoşkulu şiirleriyle ashabı kiramı şevklendiren, onların şecaat ve fütüvvet duygularını harekete geçiren coşkulu bir sahabiydi. Hendek savaşı öncesi kazı yaparken beyitler söylemiş ashabı kiram da toplu halde onun şiirlerini tekrar etmişti. Bu sahne Allah Resûlü"nün de onlara iştirak etmiş olmasıyla adeta ölümsüzleşmişti. Resulullahın da iştirak ettiği bazı beyitleri şöyledir:

Biz Muhammed’e biat eden müminleriz, Hayatta kaldıkça İslâm’a gönül verenleriz. Gerçek hayır ahiret hayrıdır, (Yâ İlâhî!) Sen ensar ve muhacire mübarek kıl (onlar buna ehildir). Yâ İlâhî! Sekine indir üstümüze, güven ver kalbimize! Kaydırma ayakları düşmanla karşılaşınca, sebat eyle bize! Bir cesaret ve yiğitliğin şecaat sayılması için onun güzel bir maksada dayanması gerekir. Bu da Allah I için ve mukaddes değerler uğruna olmasını gerektirir. Kabile, ırk, maddi kazanç elde etmek, gösteriş, korku salmak, meşhur olmak, büyüklenmek, kadın vb. gayeler için gösterilen öfke ve cesaretin manevi bir karşılığı yoktur. Bu maksatlarla cihada veya mücadeleye girenler belki dünyada niyetlerine laşabilirler ancak ahirette zulüm ve kötü niyetlerinin karşılığını elbet göreceklerdir.

SELİM UĞUR