Hadi̇s hak yoldan uzaklaştirabi̇li̇r!

Okurumuz başlığı gördüğü zaman diyebilir öyle bir şey mümkün mü nasıl? Evet, mümkün çünkü günümüzde kaynak olarak internetteki sosyal medya kullanılmaktadır. Facebook, instagram gibi vb. Orada yayınlanan dini sohbetler, videolar, konuşmalar çok rahat bir şekilde yanıltabilir. Çünkü konuşmacının kim olduğu her zaman bilinmiyor. Gençlerimiz o bilgilere istinaden farklı radikal görüşlere yöneliyorlar. En çok şaşırtan ise Büyük âlimlerin cevaplamaktan kaçındıkları soruları cevaplayan kişilerdir ama en çirkini de o kişilerin imamları, âlimleri hiçe saymalarıdır.
İlim Nasıl Öğrenilmeli
Bu sözde yenilikçiler dinimize görüşlerini benimsetmeye çalışıyorlar. Eskiden ders âlimlerden alınırdı internetten değil. Her bilimin hocası vardır örnek olarak hadis ilminde İbn Hacer Eskalani, İbn Salah, İmam Suyuti, İmam Sahavi vs. Bu yazının amacı aslında bir çağrıdır internette yazılan her şeye inanmayın ilminiz olmadan Kuranı tercüme etmeye yorumlamaya kalkışmayın. İmam Malik ki Maliki mezhebinin kurucusu olmasına rağmen ona sorulan görünürde basit soruyu cevaplamak için günlerce derine dalıp düşünüyordu. Peki sosyal medyada fetva verip kendi görüşlerini öne sürenler hiç Allahtan korkmuyorlar mı?
İlim Doğru Yerde Aranmalı
Dinimizin dayanağı elbette ki Kuran ve Sünnettir. Kuran ve hadis ilmini iyi bilen dört hak mezhebin kurucusu olan İmam Azam, imam Malik, İmam Ahmed b. Hanbel ve imam Şafiidir. Onlar on yıllarca sahabeleri gören kişilerden ilim tahsil etmişlerdir. Biz ne yapıyoruz? Az buçuk bilgimizle hüküm, fetva vermeye kalkışıyoruz. Sosyal medyayı aktif kullanan kişilere seslenmek istiyorum her bilgiye inanmayın.
İlmi doğru yerde arayınız ilmin yeri elbette ki âlimler ve medreseleridir. Kuranı kerimden tercümesiz direkt ayetle amel etmek doğru değildir. Tefsire bakmak gereklidir. Ebu Süleyman el Hattabi şöyle demiştir: İnsanlar iki gruba ayrılmış birinci grup hadis insanları diğer grup fıkhı insanları. Bu iki grup birbirine bağlıdır. Biri olmadan diğeri de olmaz. Muhammed eşŞeybani şöyle dedi:
“Fıkhısız hadis, hadissiz fıkhı olmaz.”
Bu söylemler fıkhın ve hadisin birbirinden ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir. Her muhaddis fakih değildir. İmam Zehabi kitabında:
“İmamların görüşlerine bakmadan sahih hadisi alıp amel etmek yasaktır.”
İbn Vehb şöyle dedi:
“İmamsız (mezhebsiz) muhaddis yanlış yoldadır.”
Başka bir alim:
“Sadece hadise göre amel eden hak yoldan çıkabilir fakih hariç.”
Cami kitabının yazarı Ebu Zeyd Kayruvani şöyle dedi:
“İnsan hadisi çok yanlış anlamaya müsaittir. Kendi yorumunu katar ve hak yoldan sapar.”
Hafız ez-Zehabi şöyle dedi:
“İmam Şafiinin muhaddislere şöyle dediğini duydum: Siz eczacısınız biz ise doktoruz.”
Yani onlar o hadisleri toplayıp bize sunuyorlar biz ise hüküm çıkarıyoruz. Anlaşılan şu ki hadis sahih bile olsa imamların görüşlerine bakmadan amel etmek doğru değildir. Günümüzde bazı insanlara “sadece hadisle amel edebilirsiniz fıkha ihtiyaç yoktur” fikrini vermeye çalışıyorlar. Bu fikirden uzak durmak gerekiyor. Bu tarz görüşlerden tehlikelidir. Hadise göre amel etmek o kadar kolay olsaydı imamlar yıllarını harcamazlardı.
ŞAMİL MAGOMEDOV