Ana sayfa

ÖFKE

ÖFKE

Ey oğul! İnsanlar kâinatta meydana gelen her şeyin mutlak failinin Allah Teâlâ olduğundan perdelendikleri ve meydana gelen şeylerin kendi cinslerinden olduğunu gördükleri için kızarlar.

 

Nefsin anne karnında iken meydana gelen iki zâtî sıfatı vardır: Biri hevâ (arzu) sıfatı, diğeri de öfke sıfatıdır. Hevâ sıfatından hırs, şehvet, tamahkârlık, uzun emel, dünya sevgisi gibi sıfatlar meydana gelir. Öfke sıfatından ise kibir, kendini beğenme, düşmanlık, haset, kin ve bunlara benzer diğer çirkin ahlâklar meydana gelir. Bu iki sıfat nefsi korur ve ondan ayrılmaz. Şöyle ki; Hevâ sıfatı, faydalı olan şeyleri kazandırır. Öfke sıfatı ise insanı muhafaza eder. Bunların nefisten tamamen yok olmaları, noksanlığı meydana getirip kemâl mertebesine ulaştırmaz. Bunların nefse galip gelmesi ise, akıl ve imanda noksanlığa ve zarara neden olur. Her iki tarafı dengede tutmak, Ahmedî tarikatın esaslarındandır. Çünkü tarikatın terbiyesi ile kötü ahlâk güzel ahlâka, hevâ ilâhî muhabbete, şehvet iffete, hırs gayrete ve diğer kötü sıfatlar güzel sıfatlara dönüşür.

İnsanın bütün fiilleri, amelleri ve ahlâkları nefiste yerleştirilmiş ve kalbe gizlenmiştir. Bunların tamamı, iç âlemin kuvvetinden ibaret olup berzah âleminde farklı suret ve değişik şekillerde meydana gelir. Durum böyle olunca, bunların hangisi nûrânî, hangisi zulmânî, bunların şekillerini bilmek gerekir. Bunlar şu şekilde açıklanabilir:

Aşk ve muhabbet birine galip gelirse, o kişi rüyasında zikir, tesbih, ibadet ve taatleri; elma, üzüm, lezzetli içecekler ve kavun şeklinde görür. Sıdk, ihlâs ve takva gibi ibadetleri ise mücevher, huri ve gılman gibi görür.

Eğer ona şehvet ve öfke kuvveti galip gelirse; domuz, ejderha, boğa ve yılan gibi suretler görür.

Şayet ona kibir sıfatı galip gelirse; aslan, kaplan ve çita gibi suretler görür.

Eğer ona hırs ve cimrilik galip gelirse, akrep ve örümcek gibi suretler görür. Bu suretler bazen rüyada bazen de uyanık halde görünür. Bununla beraber sâlik tarikata ilk girdiğinde aslan, vahşi hayvan ve yırtıcı hayvan gibi büyük hayvanlarla, ardından karasinek ve sivrisinek gibi küçük hayvanlarla mücadele edip savaştığını görür. Bu da nefisle savaştığının, nefsin en zararlı sıfatlarından başlayıp en küçüklerine varıncaya kadar hepsini öldürdüğünün delilidir.

 

Öfke Esnasında Nasıl Davranılacağı

Kul öfkelendiğinde, hak ve doğruluktan sapmaması ve Resûlullah’ın ﷺ yönlendirdiği şekilde davranması gerekir. Nitekim o, şöyle buyurmuştur:

“Biriniz öfkelendiği zaman, sussun.” (Ali el-Müttâkî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 76939

 Aynı şekilde öfkelendiğinde abdest alması gerekir. Çünkü Resûlullah’ın ﷺ haber verdiği gibi öfke ateştir ve ateş ancak suyla söner.

Kul, ökesinin kendisini iyi olmayan şeylere sevk etmesinden veya hak ve adaletten saptırmasından sakınmalı, Resûlullah’ın ﷺ şu tavsiyesini aklından çıkarmamalıdır:

“Üç şey vardır ki kurtarıcı, üç şey de helâk edicidir. Kurtarıcılar; gizlide ve açıkta Allah’tan korkmak, rıza ve öfke anında adaletten sapmamak, fakirlikte ve zenginlikte orta halli olmaktır. Helâk ediciler ise; çok cimri olmak, nefsin arzularına uymak, kendi görüşünü veya kendi nefsini beğenmektir.” (Beyhakî, Şuabü’l-İmân, nr. 7252)

Özetle kulların, Allah Teâlâ’nın ahlâkıyla ahlâklanması gerekir. Nitekim Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın.” (Zebîdî, el-İthâf, 5/5)

 Yani Allah Teâlâ nasıl ki kendi zâtı için kızıp gazap etmiyorsa, kulların da nefisleri için kızıp intikam almamaları gerekir. Çünkü Allah Teâlâ zâtı için kızsaydı, göz açıp kapayıncaya kadar bütün mahlûkatı helâk ederdi.

 

Şeyh Ahmad Haci Efendi