SIDK (DOĞRULUK)
Şüphesiz sıdk; sâlik olan bir kimsenin işinin direği, nizamı ve tamamlayıcısıdır. Sıdk, peygamberlik derecesinden sonra gelen en yüksek derecedir. Sıdkın en alt derecesi, içle dışın bir olmasıdır. Sıddîk ise bütün sözlerinde, işlerinde ve hallerinde doğru olan kimse demektir. Sıdk, zâhiren ve bâtınen hakka uygun hareket etmektir. Sadık, insanların yanındaki bütün itibarını kaybetse de kalbinin güzelliğinden dolayı buna hiç aldırış etmez. Zerre kadar da olsa hiçbir amelini halkın bilmesini sevmez. Kötü bir amelini insanların bilmesinden rahatsız olmaz.
Cüneyd-i Bağdâdî şöyle demiştir: “Gerçek sıdk, seni yalandan başka bir şeyin kurtarmadığı bir yerde bile doğru söylemendir.”
Yalan, şeriatın reddettiği ve tabiatın çirkin gördüğü şeydir.
Sıdkın Fazileti
Şüphesiz dil, insanın kıymetidir. Her kim onu düzeltirse, kıymeti de artar. Sıdkın fazileti hakkında Resûlullah’ın ﷺ şu hadisleri yeterlidir: “Sana şüphe veren şeyleri bırakıp şüphe vermeyen şeylere yönel. Çünkü doğruluk kalpte oluşan bir huzurdur, yalan ise kalpte oluşan bir şüphedir.” (Tirmizî, Kıyâmet, 60.)
“Doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete ulaştırır. Bir kimse doğru söyleye söyleye nihayet Allah nezdinde doğru söyleyenlerden yazılır. Yalan ise insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme ulaştırır. Bir kimse yalan söyleye söyleye nihayet Allah nezdinde çokça yalan söyleyenlerden yazılır.” (Buhârî, Edeb, 69)
Hz. Lokman’a, “Seni bu dereceye ulaştıran şey nedir?” diye sorulduğunda, “Doğru söylemek ve beni ilgilendirmeyen konuları terketmektir” diye cevap verdi.
Âlimler, zahmet verecek şeylere sebep olsa bile kurtuluşun doğrulukta olduğu hususunda ittifak etmiş ve şöyle demişlerdir:
“Zarar vereceğini düşündüğün yerde de doğru söyle; hiç şüphesiz bu sana fayda verir. Sana bir faydası olacağını gördüğün yerde de yalanı terket; hiç şüphesiz yalan söylemek sana zarar verir.”
Yalan ile ticaretinin bereketleneceğini zanneden tacir, hiç şüphesiz hayal görüyordur. Nitekim denilmiştir ki: “Doğru sözlü bir tüccar asla fakir düşmez.”
Yalanın Zararı
Şüphesiz Resûlullah ﷺ, yalandan şiddetle sakındırmış ve yalan hariç bütün kötü hasletlerin bir müslümanda bulunabileceğini beyan etmiştir. Zira müslüman yalan söylemez.
Rivayet edildiğine göre Ebü’d-Derdâ, Resulullah’a ﷺ,
-Yâ Resûlallah! Mümin hırsızlık yapar mı, diye sordu. Resulullah ﷺ,
- Evet, bazen bu hataya düşebilir, dedi. Ebü’d-Derdâ,
- Peki, mümin zina edebilir mi, diye sordu. Resûlullah ﷺ,
- Ebü’d- Derdâ hoşlanmazsa da evet! dedi. Ebü’d-Derdâ,
-Peki, mümin yalan söyler mi, diye sordu. Resulullah ﷺ,
-Yalanı ancak iman etmeyen kimse uydurur, buyurdu. (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 8994.)
Yine Resûlullah ﷺ, insanların bulunduğu ortamlarda onları güldürmek için yalan uydurmaktan şiddetle sakındırmış ve şöyle buyurmuştur:
“Yazıklar olsun topluluğu güldürmek için konuşup yalan söyleyen kimseye, yazıklar olsun, yazıklar olsun.” Hâkim, el-Müstedrek, nr. 142.
Resûlullah ﷺ, şu üç şeyde insanların yalan söylemesine ruhsat vermiştir.
- Harpte, çünkü harp hileden ibarettir.
- İki kişi arasını düzeltmekte,
- (Aile dirliğini sağlamak için) kocanın karısına, kadının da kocasına söylediği sözlerde. (Müslim, Birr, 27.)
Hiç şüphe yok ki yalan söylemek, bütün günahların kapısıdır. O, kötü hasletlerin en tehlikelisi ve en çirkinidir. Nitekim rivayet edildiğine göre bir adam, Resûlullah’ın ﷺ huzuruna geldi ve, “Üç günaha tutuldum ya Resûlallah! Onları yapmadan duramıyorum. Bunlar; zina, yalan ve içki” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ﷺ, “Yalanı terket!” buyurdu. Adam gitti. Bir zina günahını işleyeceği zaman, kendi kendine, “Eğer bu günahı işlersem, Resûlullah sorduğunda, evet dersem bana had uygular. Hayır, yapmadım dersem, yalan söyleyerek verdiğim sözü tutmamış olurum” diye düşündü ve zinayı terketti. Ardından içki içme günahını işleyeceği zaman da aynı şekilde düşünerek kötü huylarını terketti.” Buradan anlaşılıyor ki yalan, bütün günahların temelidir.
Sıdk Hakkında Söylenmiş Güzel Sözler
Sıdk hakkında söylenmiş birçok güzel söz vardır. Onlardan bazıları şunlardır:
Şakîk el-Belhî şöyle demiştir:
“Sadık müridin misali, hurma ağacı ekip diken bitirmesinden korkan kimsenin misali gibidir. Yalan söyleyen müridin misali ise, diken ağacı ekip hurma bitirmesini ümit eden kimsenin misali gibidir.”
Ebü’l-Feth el-Mevsılî’ye sıdkın ne olduğu sorulunca, elini demir ocağının içine sokup oradan kızgın demir parçasını çıkardı ve onu avucunun içine koyarak, “İşte sıdk budur” dedi.
Allah Teâlâ’nın, “Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun” (Tevbe 9/119) âyeti hakkında, “Ey ehli kitaptan olup iman edenler, Allah’tan korkun ve sadık müslümanlarla beraber olun. Yani dünyada imanınızda samimi olun ki, yarın kıyamet gününde cennette sadıklarla beraber olasınız” denmiştir.
Denilmiştir ki: “Sıdk, hallerin en son derecesidir. Sıdk, içle dışın bir olmasıdır. Bu çok nadirdir.”
Sıdk, sözlerde olduğu gibi, hallerde ve davranışlarda da olur. Bu da kısımların en kâmil olanıdır.