ÇOKÇA EZİYET ETMEK KIYAMET ALAMETİDİR
Bil ki insanlara eziyetlerin artması ve onlar arasında zulmün yayılması, kıyametin alametlerindendir.
Öyle ise sabretmeye çalış. Resûlullah ﷺ, sahabiler kendisinden tavsiyede bulunmasını istediklerinde, onlara, “Kıyametin alametleri vardır” buyurdu. Sahabiler, “Kıyametin alametleri nelerdir?” diye sordular. Efendimiz ﷺ, “Fâsık kimselerin mescidlerde seslerinin yükselmesi, kötülük ehlinin iyilik ehline galip gelmesidir” buyurdu. Orada bulunan bir bedevî, “Öyle ise bana ne emredersiniz yâ Resûlallah!” dedi. Bunun üzerine Resûlullah ﷺ, “Kötü gördüğünü terket, iyi gördüğünü al ve evinde oturmaya çalış” (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 14/193) buyurdu.
Başka bir hadiste sahabiler,
- Ey Allah’ın peygamberi! Başımıza kendi haklarını bizden isteyen fakat bizim hakkımızı bize teslim etmeyen yöneticiler gelirse ne yapmamızı emredersiniz, diye sordular. Bunun üzerine Resûlullah ﷺ,
- Onların sözünü dinleyin ve kendilerine itaat edin. Zira onlar kendi yüklendiklerinden, siz de kendi yüklendiklerinizden sorumlusunuz. Kendi haklarını zulmederek isterlerse verin, fakat siz haklarınızı onlardan zorla istemeyin. Haklarınızı vermezlerse, onlarla savaşmayın. Bilakis haklarınızdan feragat edin. Sizden istedikleri haklara karşılık, sevabını Allah’tan isteyin. Zira onlar kendi işledikleri günahlardan, siz de kendi günahlarınızdan sorumlusunuz” buyurdu (Müslim, İmâre, 12).
Resûlullah ﷺ bir gün,
- Şüphesiz sizin üzerinize birtakım idareciler getirilecek ki onların dine uygun olan işlerini takdir eder, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamayıp tenkit edersiniz. Kim onların dine uygun olmayan işlerini hoş karşılamazsa günahtan korunmuş olur. Kim de tenkit ederse kurtuluşa erer. Fakat kim de bu işlerine razı olup onlara uyarsa günahkâr olup, azaptan kurtulamaz, buyurdu. Ashab,
- Yâ Resûlallah! Onlarla savaşmayalım mı, dediler. Bunun üzerine Resûlullah ﷺ,
- Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır, aranızda namaz kıldıkları sürece hayır, buyurdu. (Müslim, İmâre, 16.)
Resûlullah ﷺ bu hadis ile ahir zamanda birtakım idarecilerin geleceğini; onların bazı işlerinin dine uygun olup insanların onları takdir edeceklerini, bazı işlerinin de uygun olmayıp insanların onları hoş karşılamayıp tenkit edeceklerini haber vermiştir. Kim onların dine uygun olmayan işlerini diliyle reddederse nifaktan korunmuş olur. Kim de kalbiyle tenkit ederse günahta onlarla ortak olmaz. Fakat kim de bu işlerine razı olup onlara uyarsa, günahta ve azapta onlara ortak olmuş olur.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulmak isterse, eceli onu Allah’a ve ahiret gününe iman ettiği halde bulsun. Kendisine yapılmasını istediği şeyleri insanlara yapsın.” (Müslim, İmâre, 10.)
İnsan, akıbetinin imanlı mı yoksa imansız mı olarak sonuçlanacağını bilemez. Çünkü akıbetler Allah’ın ﷻ kudretindedir. Ancak bu hadisteki maksat, Allah’a ﷻ ve ahiret gününe iman ettiği halde ölmesine sebep olan şeyleri yapmasıdır. Nitekim hadiste şöyle buyrulmuştur:
“Kişi yaşadığı şey üzere ölür, öldüğü şey üzere de dirilir.” (bk. Müslim, Cennet, 20.)
Öyle ise kulun yapması gereken şey, Allah Teâlâ’ya hüsnüzanda bulunmakla beraber güzel akıbetin sebeplerine sarılmasıdır. Ayrıca insanların eziyetlerine katlanmalı, kendisine yapılmasını istediği şeyleri onlar içinde yapmalı ve onlara güzel davranmalıdır. Nitekim Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Bütün mahlûkat Allah’ın ıyâlidir (O’na muhtaçtır). Onların Allah Teâlâ nezdinde en sevimlisi ise O’nun ıyâline en faydalı olandır.” (Beyhakî, Şuabü’l-İmân, nr. 7446.)
İşte böyle yaparsa, Resûlullah ﷺ onun cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulmasına kefil olur.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Aynı davayı güden iki büyük topluluk birbiriyle savaşmadıkça, Allah’ın elçisi olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı deccâl türemedikçe, ilim ortadan kalkmadıkça, depremler çoğalmadıkça, gece ile gündüz birbirine eşit hale gelmedikçe, fitneler ve insan öldürmeler çoğalmadıkça, zekât verilecek kimse ‘buna ihtiyacım yok’ diyecek kadar servetiniz çoğalmadıkça, çobanlar zenginleşerek bina yapmakta yarışmadıkça ve kişinin hayatından bıkarak ölü bir kişinin kabrinin yanından geçerken ‘keşke onun yerinde ben olaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten, 25.)
Şeyh Ahmad Haci Efendi