Ana sayfa

İslam’in emrettiği ve yasakladiği davranişlar

İslam’in emrettiği ve yasakladiği davranişlar

İnsan; fıtratındaki yükseklik gereği herkesi, diğer bütün insanları bir ailenin fertlerinden saymalı ve her ferdi bütün insanlık için bir kuvvet kaynağı olarak tanımalıdır.


Hangi din, mezhep ve karakterde bulunursa bulunsun bütün âdemoğullarına karşı bir kardeşlik ve şefkat duygusuyla dolu olmalıyız. Bizi maddeten ve manen zarara uğratmadıkça onun hak ve hürriyetine dokunmamalıyız. Savaşmayan bir yabancıyı, hatta bir savaş esirini öldürmek, şeriatın nazarında cinayettir.


Hadis i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olan kimsedir.”

Dolayısıyla bu hadis i şerifin yüce hükmü icabı insanlara karşı hayırlı ve faydalı olmamız için emredilen görevleri yapmak yasaklananlardan da sakınmak gerekmektedir. Emredilen görevler: Adalet, insaf, hilm/uysallık ve tevazu, hayâ, hataları bağışlama, öfkeyi yutma, yardımlaşma duygusu, iffet ve istikamet, temizlik, cömertlik ve şefkattir.


Yasaklanan davranışlar: Kötülük yapmak, alay etmek, yalan ve sahtekârlık, intikamcılık, sertlik ve kabalık, başkasının gizli hallerini araştırmak, boşboğazlık, gıybet, çekiştirme kötüleme, dedikodu, iftira, riya ve yaltaklanma, nankörlük, ucub ve kibir, zulüm ve haset gibi davranışlardır.


Emredilenler iyi davranışları tek tek şöyle sıralayıp açıklayabiliriz:


Adalet


Adalet, her hakkı hak sahibine verme arzu ve iradesidir. Diğer bir ifadeyle selim vicdanın her türlü aşırılıktan beri olarak denge halinde gördüğü her türlü meşru harekettir ki zulmün zıddıdır. Adalet, sırf merhamet demek değildir ve hükmü genel olup dindaşlara, millettaşlara, vatandaşlara göre başka, yabancılara göre de başka şekilde tecelli etmez. Adalet her yer için, her şahıs için adalettir.


Adaletli olmamızla ilgili birçok ayet i kerime ve hadis i şerif vardır. Kısaca; “Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.” (Nahl, 16/90) mealindeki ayet i kerime bunların en önemlilerindendir.

Bu ayet i celilede, güzel ahlakın bütün özellikleri sıralanmıştır. Çünkü öncelikle, güzel ahlakın üç kutlu özelliği emrediliyor: Adalet, ihsan ve akrabaya yardım. İkinci olarak da üç şeyin yapılması yasaklanıyor: Çirkin işler, fenalık ve azgınlık.


“Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet.” (Maide, 5/42)

Ayet i kerimesinde de kişiler arasındaki anlaşmazlık ve davaların adaletle hüküm ve halledilmesi emrediliyor.


De ki: Rabbim, adaleti emretti.” (Araf, 7/29) “Şimdi bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?” (Nahl, 16/76) “O halde insanlar arasında adaletle hükmet.” (Sad, 38/26) “Allah adil olanları sever.” (Maide, 5/42) gibi ayet i kerimeler de bu cümledendir. Hz. Resul i Kibriya Efendimizin , “Bir saat adalet, yetmiş sene nafile ibadetten hayırlıdır” buyurarak adalet vasfının yüceliğini en net şekilde buyurmuşlardı.


İnsaf


İnsaf, hukuku adalet eliyle almak demek olup adaletle eş anlamlıdır. Bunun değer ve meziyetini “İnsaf, dinin yarısıdır” hadisi şerifiyle anlayabiliriz.


Hz. Ömer zamanında, komşu ülkelerden birinin kraliçesi, Hz. Ömer’in  hanımına bazı kıymetli hediyeler göndermişti. Hz. Ömer  bu hale vâkıf olunca, “Seninle bu kadın arasında önceden herhangi bir münasebet olmadığı için, bu hediyeleri sırf halifenin eşi olman dolayısıyla göndermiştir. O halde bunlar Müslümanların hazinesine aittir” diyerek bu hediyeleri hazine memurlarına teslim etmiştir. İşte adalet ve insaf bu gibi yüksek etkiye sahiptir.


Yine Hz. Ömer, halka gerek sözle gerekse yazıyla bir konuda yasak getirdiği zaman derhal kendi evine gelerek hane halkına, “Halkı şu iş ve hareketten men ettim. Ben nasıl insanlar üzerine gözetleyiciysem, insanlar da sizin üzerinizde gözetleyicidir. Bu yüzden sizlerden biri eğer o yasaklanan şeyi yapacak olursa en önce o cezayı onun üzerinde şiddetli bir şekilde uygular ve infaz ederim” buyururlardı.


Hayâ


Hayâ, Hak’tan ve halktan utanmak, arlanmak demektir. Mahviyetle mahcubiyetten oluşur. Hayânın imanın şubelerinden olduğu, “Hayâ imandandır” hadis i şerifiyle sabittir.


Peygamber Efendimiz , “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” buyurmuşlardır. Hz. Aişe t, güzel ahlakı on kısma ayırıp, “birincisi hayâdır” demişlerdir.

Ahde Vefa


İnsan vaadini ve sözünü yerine getirmeye dinen ve aklen borçludur. Söz insan namusunun tuğrasıdır. Sözünün ehli olmayan adamlar halkın gözünde kendilerinden tiksinilen insanlardır. Kur’an ı Kerim’de “Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.” (Maide, 5/1) buyrulmuştur.


Hilm ve Tevazu


Hilim ve tevazu yüksek ahlaki özelliklerden ve Peygamber Efendimizin  mübarek ve mukaddes sıfatlarındandır. Kur’an ı Kerim’de “Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi” (Al i İmran, 3/159) buyrulması ve Hz. İbrahim’in u “Şüphesiz ki İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlıydı.” (Tevbe, 9/114) diye övülüp yüceltilmesi bu şerefli hasletin ulviyetine delildir. “En üstün ibadet tevazudur” hadis i şerifi de bu cümleye dâhildir.


Hz. Ömer zamanında, Ebu Musa el Eş’ari’ye yazdığı bir mektupta, “Size sabrı tavsiye ederim. Biliniz ki sabır iki türlüdür. Biri musibetlere karşı sabır, diğeri Allah’ın I yasakladığı şeylere sabır ki birincisinden üstündür” buyurmuştur.


Öfkeyi Yutma ve Öfkeye Hâkim Olma


Öfkeyi yutma, öfkenin taşkınlık zamanında nefse galip gelerek kızgınlığın gereğini yapmamak demektir ki herkese nasip olmayan etkili ve yüksek faziletlerdendir. Öfkelerini yutanlar, “O takva sahipleri ki öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.” (Al i İmran, 3/134) buyurularak tarif edilmiştir. Gerçekte öfkeyi yenmek kadar dünyada yiğitlik olamaz. Bunu başaranlar cidden nefislerini mağlup edenlerdir.


Hataları Bağışlama


Hataları bağışlama, başkalarının kusur ve hatalarını görmezden gelmektir. İnsan, fıtratı gereği kendi hatasının başkaları tarafından affedilmesini isteme eğilimiyle yaratılmış olduğundan kendisinin de başkalarının hatasına, kusurlarına müsamaha gözüyle bakması gerekmektedir. Hadis i şerifte;


“İki dünyada da af ve müsamahaya mazhar olmak için af ve müsamahayla muamele ediniz” buyrulmuştur.

Kureyş’in ileri gelenlerinden Hebbar b. Esved, hicretten önce Peygamber Efendimize   pek çok eziyette bulunmuştu. Hatta Peygamberin   büyük kızı Hz. Zeynep’i   Medine’ye giderken devesinden düşürmüş ve karnındaki yavrusu ile birlikte vefatına sebep olmuştu. Tüm bunlara rağmen Mekke’nin fethedildiği gün Peygamber Efendimizin   huzurlarına gelip eman dilemiş ve affını istemişti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz   onu affetmiş ve eski yaptıklarından dolayı da hiç kimse tarafından kınanmaması konusunda ashabı uyarmıştı.


Bir başka örnek ise Hz. Ömer’i   zehirli hançerle yaralayıp şehadetine sebep olan Ebu Lü’lü Firuz meselesidir. Lü’lü Firuz olaydan bir iki gün önce Hz. Ömer’e   rastlamış ve onu tehdit eden bazı sözler söylemişti. Yani onu katledeceğini alenen ona söylemişti. Hz. Ömer , bu adamı tutuklatmamış ve sözlerini cehaletine vererek onu affetmişti.


Suikaste uğradıktan sonra ağır yaralı halde yerde yatarken kendisine, “Ey Halife! Mademki Ebu Lü’lü kötü niyetini size hissettirdi ve dile getirdi, niçin cezasını vermediniz?” Dedikleri zaman “Fiilden önce kısas olunamaz, düşünce üzerine ceza verilemez” demişler ve bununla birlikte o zaman bile kendi katilini affetmişlerdir.


Yardımlaşma Duygusu


Bundan maksat, insanların birbirine yardım etmesi demektir ki, insanı diğer canlılardan ayıran yüce ve soylu vasıflardan biridir.


“İyilik ve takva üzere yardımlaşın.” (Maide, 5/2) ayet i kerimesiyle, “Bir kavmin efendisi, ona hizmet edendir.” Hadis i ulvisi bu hükmü çok açık bir şekilde emretmektedir.


İslâm’ın beş esasından biri olan “Onlar ki zekâtı verirler.” (Müminun, 23/4) ayetindeki zekât usulüne riayet edildiği halde bu görev kısmen yerine getirilmiş olur.


Sadaka da yardımlaşma duygusundan doğan insanî ve ahlaki bir davranıştır. Sadaka, çalışmaya gücü yetmeyecek ölçüde hasta, sakat, yaşlı, yetim ve başına musibet gelenlere verilir. Vücudu sağlıklı kişilere sadaka vermek dinen caiz olmadığı gibi ahlaken de onları   tembelliğe alıştıracağı için  gereksizdir.


İffet ve İstikamet


Aklen ve dinen işlenmesi haram olan fiil ve durumlardan sakınmaya iffet ve her işte doğruluğu rehber edinmeye istikamet denir.


Peygamber Efendimiz  , ashabına her zaman, “Benim size cenneti vaad etmem, sizin bana şu altı şeyi vaad etmenize bağlıdır: Yalandan, emanete hıyanetten, vaadinden dönmekten, harama bakmaktan ve iffetsizlikten sakınmak.”

Temizlik


Nezafet, temizlik demektir ki; hükmü bedeni, elbiseyi, gıdaları ve meskeni kapsar. Temizlik ve taharet yüce İslâm dininde son derece önemli olup “Temizlik imandandır” hadis i şerifiyle bu önem bir kat daha artmaktadır. “De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?” (Araf, 7/32) ve “Her secde edişinizde/mescide her gidişinizde güzel elbiselerinizi giyin.” (Araf, 7/31) ayet i kerimeleri gereği temiz ve güzel elbise giymekle yükümlüyüz. Resul i Ekrem  Efendimiz hazretlerinin Cuma günlerinde ve yabancı elçileri kabulünde en seçkin elbiselerini giydikleri tevatürle sabittir.


“Temiz ve tahir elbise giyiniz, güzel hayvanlara bininiz, insanların önüne beğenilecek şekilde çıkınız” hadis i şerifi, bu konuyu en güzel şekilde açıklamaktadır.


Bununla birlikte temizlik yalnız elbiseyi ve bedenin kısımlarını kapsamaz, mesken vs. de ilgilendirir. Evlerinizin önünü ve çevresini temiz tutunuz mealindeki hadis i şerif buna şahittir.


Temiz ve tahir olmayan kimsenin zararı yalnız kendileriyle sınırlı değildir. Kendisini görüp tiksinenleri de rahatsız etmek demektir. Kirli adamdan, kirli eşyadan herkes tiksinir, ruhen huzursuz olur. Dolayısıyla temizliğe dikkat etmeyenler başkalarına karşı kötülük etmiş oluyorlar, demektir.


İyilik, Şefkat ve Merhamet


İyilik ve şefkat; adalet, insaf, merhamet, cömertlik, mürüvvet, yardım duygularının bir özeti ve adeta bunların ayrı ayrı şekillerde görünmüş birer örneğidir.


Allah Teâlâ  kerim ve şefik olanları Kur’an ı Kerim’de övmüş, Peygamber Efendimiz   de cennet ve ebedi saadeti müjdelemişlerdir.


“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz”, “Cennete ancak merhametli olanlar girecek” ve “Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder” Gibi hadis i şeriflerin yüksek manası, şefkat ve merhametin ulvi derecesini göstermektedir.


İslam’ın yasakladığı davranışlar ise kötülük yapmak, alay etmek, yalan ve sahtekârlık, intikamcılık, sertlik ve kabalık, başkasının gizli hallerini araştırma, boşboğazlık, gıybet, çekiştirme kötüleme, dedikodu, iftira, riya ve yaltaklanma, nankörlük, ucup ve kibir, zulüm ve hasettir.


Devam Edecek


HABIB ŞAMIL